Diyar Saraçoğlu: 'Etik yapay zekâ', askeri kompleksle kurduğu bağların açığa çıkmasıyla çöküyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Teknoloji tekellerinin “etik” ve “iyi yapay zekâ” anlatıları, askerî-endüstriyel kompleksle kurdukları organik bağların açığa çıkmasıyla çöküyor. Gündelik yaşamı kolaylaştırma iddiasıyla pazarlanan “büyük veri” sistemleri ve dil modelleri, aslında doğrudan emperyalist savaş endüstrisinin temel bir bileşeni olarak çalışıyor. Toplumsal emeğin ve kolektif bilginin mülk edinilmesiyle inşa edilen bu devasa hesaplama gücü, artık ticari bir ürün sınırlarında kalmıyor. Pentagon ve İsrail ordusuyla sağlanan yapısal entegrasyon sayesinde bu üretici güç, sömürgeci/emperyalist şiddet doktrinlerinin ve hedefleme operasyonlarının asli altyapısı hâline gelerek yıkıcı güce dönüşüyor.

Saniyeler içinde binlerce hedefi vuran bu teknolojilerin boşlukta ortaya çıkmadığını, belirli bir sömürgeci deneyimin ve askeri laboratuvar sürecinin ürünü olduğunu vurgulamak gerekiyor. İsrail ordusu, Gazze operasyonlarında Habsora (The Gospel) ve Lavender gibi hedefleme sistemlerini kullanarak on binlerce kişinin yaşadığı binaları otomatik olarak işaretledi ve farklı tipte saldırılar düzenledi. İsrail askeri teknoloji endüstrisi, ürettiği gözetim ve hedefleme yazılımlarına “sahada test edilmiş” unvanını doğrudan Filistinlilerin bedenleri üzerinden kazandırdı.

Şirket tüzüklerine sıkıştırılmış güvenlik protokolleri, Pentagon’un veya İsrail’in askeri hedefleri söz konusu olduğunda bir saniyede ortadan kalkıyor. Temel amacı emperyalist tahakkümü otomatikleştirmek ve hedef alınan coğrafyaları insansızlaştırarak denetim altında tutmak olan bir sistemi “insancıllaştırmanın” veya iyileştirmenin hiçbir imkânı bulunmuyor. Dünyanın dört bir yanında insanların üzerine yağan füzelerin koordinatlarını, rüzgârın hızını ve katliamın hata payını hesaplayan bir savaş makinesini birkaç satır kodla zararsız hâle getiremeyiz.

Diyar Saraçoğlu’nun yazısı