Diyabetli çocuklar: Sensörümüzü ödeyin, parmaklarımız bize kalsın

MESUDE ERŞAN

@mesudersan

Türkiye’de yaklaşık 20 bin çocuk tip 1 diyabetli. Yarısı 8 yaşın altında olan bu çocuklar, gece-gündüz parmaklarını sekiz-10 kez delerek kan şekerlerini ölçmek, uygun dozda insülin almak zorunda. Oysa sensör teknolojisiyle parmaklar delinmeden, cilt altından günde 288 kez şeker düzeyi ölçülebiliyor.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) henüz karşılamadığı sensöre sadece maddi olanakları uygun çocuklar ulaşabiliyor. Tip 1 diyabetli çocuklar, doktorları ve anne-babalarıyla birlikte “Sensörlerimizi ödeyin, parmaklarımız bize kalsın” diyor.

Hastalık daha iyi kontrol ediliyor

Tip 1 diyabetli çocuk ya da aileleri, artık çalışmayan pankreaslarının görevini yapmak üzere 24 saat boyunca tetikte olmaları, bazı hesaplamalara göre günde yaklaşık 300 kez konu üzerinde düşünmeleri ve karar vermeleri gerekiyor.

Küçük çocuklarda, hareketlilik, yeme davranışları, hızlı büyüme dönemleri ve sıklıkla araya giren hastalıklar gibi faktörler diyabet tedavisini ayrıca zorlaştırıyor.

Diyabetli Çocuklar Vakfı Başkanı Prof.Dr. Şükrü Hatun şunları söyledi: “Sensörlerle her 5 dakikada bir, yani günde 288 kez kan şekerini ölçmek, seyrini görmek, düşük ve yüksek düzeylerden alarmlar ile haberdar olmak, çocukları okulda veya kreşte uzaktan izlemek mümkün. Bu sistemler birçok ülkede parmaktan ölçümün yerini alıyor, acılarının dinmesini ve parmak uçlarının onlara kalmasını sağlıyor. Bu sayede diyabet bakım kalitesinin düzelmesi, uzun dönemli diyabet kontrolünün iyileştirilmesi ve sonuç olarak organ hasarlarının azaltılması mümkün oluyor.”

Bütün çocuklara ulaşsın

Hatun’un yaptığı hesaplara göre tip 1 diyabetli çocukların tamamının sensör kullanması durumunda devlete aylık maliyeti en fazla 20 milyon lira, yüzde 70’nin kullanması durumunda ise aylık maliyet en fazla 15 milyon lira dolayında.

Ülkenin kaynaklarının tip 1 diyabetli çocukların mutlu, sağlıklı ve eşit bir şekilde yaşaması için yeterli olduğunu belirten Hatun, şunları söyledi: “Dünyada diyabetli çocukların sağlığı ile uğraşan birçok uzman, diyabetli çocukların uzun dönemli kan şekeri dengeleri ve komplikasyonların önlenmesi bakımından tanıdan sonraki ilk altı ayın önemli olduğunu ve mümkünse bütün çocuklarda tanıdan hemen sonraki günlerde sensör takılmasını öneriyor. Sensörler son 10 yılda diyabet tedavi ve izleminde en çok fark yaratan gelişme ancak ülkemizde kullanım oranı çok düşük. Diyabet teknolojilerine ulaşımda düşük sosyoekonomik gruplar çok büyük zorluk yaşıyor. Aileler bu konuda çaresiz ve üzgün. Eğer tip 1 diyabetli çocukların sensörlere eşit erişimi konusunda bir adım atılırsa, tedavide ve yaşam kalitesinde fark yaratan ürünlere sadece imkanı olanların değil, bütün çocukların ulaşması sağlanmış olacak. Kaldı ki sensörler, diyabete bağlı komplikasyonları ve komplikasyonların sağlık sistemine getirdiği maddi yükü hem kısa hem de uzun vadede önemli ölçüde azaltıyor.”

Sürekli bir matematik hesabı yapıyoruz

2 yaşındayken tip 1 diyabet tanısı konan 14 yaşındaki Boran’ın annesi Türkan Yavuz, rutin insülin tedavisinde üç ana, üç ara ve yatarken toplam yedi kez parmak delerek kan ölçümü yaptıklarını anlattı. Bazen takip için gece de kan şekerine baktıklarını belirten Yavuz, “Parmakları delik deşik oluyor. Sürekli matematik hesabı yapıyoruz. Oğlum ilkokuldayken, yakınında olmak, ölçüm ve beslenmesini yapabilmek için okulunun yakınına tayinimi yaptırdım. SGK bizim şeker ölçüm çubuklarının da tüm bedelini karşılamıyor. Yüzde 80’ini biz kendimiz ödüyoruz. Üç ayda bir 1275 lira sadece bu çubuklara ödüyoruz. Hiç şüphe yok ki sensör diyabeti yönetmek, çocukların kendilerini daha iyi hissetmesi için önemli” dedi. 

Sensör almakla iş bitmiyor

İki yıl önce 8 yaşındayken tip 1 tanısı konan Ömür Deniz sensöre ulaşabilen çocuklardan biri. Öğretmen olan anne babası, bütçelerini birleştirerek tek çocukları için sensör alabilmiş. Ancak sensör almakla iş bitmiyor. Üç ayda bir vericisinin yaklaşık 4 bin 500 lira bir maliyeti var.

Baba Ozan Kebapçı şöyle konuştu: “Sensörden önce günde 12-13 şeker ölçümü yaptığımız oluyordu. Şimdi çok iyi takip yapabiliyoruz. Uzaktan da değerlerini izleyebiliyoruz. Oğlumuzun hastalığı kontrol altında. Ancak asgari ücretle geçinmeye çalışan aileler bu sensörleri nasıl alsın? Sensörün imkanlarını bilirken, alamıyor olsaydım vicdan azabı çekerdim kesin. Başka çocuklar da bu tedaviye ulaşabilsin, parmakları çocukları kalsın istiyor ve kampanyayı destekliyorum.”