Dilek Leblebici Teker: Enflasyon dört kanaldan geliyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

OECD, küresel büyümenin 2026’da yüzde 2,9, 2027’de ise yüzde 3,0 olması­nı bekliyor. Asıl dikkat çekici nokta, büyümedeki bu yavaş­lamaya rağmen enflasyonun yeniden yükselmesi.

G20 ül­kelerinde ortalama enflasyo­nun 2025’teki yüzde 3,4 sevi­yesinden 2026’da yüzde 4,1’e, gelişmiş G20 ülkelerinde ise yüzde 2,5’ten yüzde 3,2’ye çı­kacağı öngörülüyor.

Enflasyon dört kanaldan geliyor…

İlki elbette enerji kanalı. Or­ta Doğu’daki savaş petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki dal­galanmaları tetiklerken, üre­tim ve taşımacılıktaki aksa­malar da maliyetleri artırıyor.

Rapora göre enflasyonda ikinci risk unsuru ise gıda fi­yatları. Son aylarda özellik­le buğday ve mısır fiyatların­da belirgin bir yükseliş gö­rülüyor.

Enflasyonda bir başka ka­nal ise küresel ticaret. Tarife­ler ve ihracat kısıtlamaları şirketlerin üretim maliyetlerini ve teda­rik zincirlerini etkileyen yeni bir enflasyon kanalı.

Dördüncü kanal ise diğerle­rinden biraz farklı: ekonomi­yi destekleyen yatırım talebi. Yapay zekâ yatırımları, enerji şokuna rağmen küresel büyü­menin dirençli kalmasına kat­kı sağlıyor. Ancak enerji arzının baskı al­tında olduğu ve ticaret kısıt­larının maliyetleri artırdığı bir ortamda bu talep, büyüme­yi desteklerken fiyat baskıla­rının daha uzun sürmesine de yol açabilir.

Türkiye açısından küresel enflasyon dalgasının etkisi çok kritik. Türkiye enerji itha­latçısı bir ekonomi. Dolayısıy­la yüksek petrol ve doğal gaz fiyatları yalnızca enflasyonu değil, ithalat faturasını ve ca­ri dengeyi de etkiliyor. Üstelik yükselen gıda ve gübre mali­yetleri ikinci bir maliyet kana­lı da oluşturuyor.

TCMB eylül toplantısında politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu; ancak enerji fiyatlarının, jeopolitik gelişmeler nedeniyle enflas­yon görünümü açısından yu­karı yönlü risk oluşturduğu­na da dikkat çekti. OECD ise Türkiye’de dezenflasyonun devam etmesini beklemekle birlikte enerji ve gübre mali­yetlerini sürecin karşısındaki önemli risklerden biri olarak gösteriyor.

Dilek Leblebici Teker’in yazısı