Savaşın iklim maliyeti varsayımsal değil. Ölçülebilir. Ve giderek büyüyor. İran savaşı üzerinden yapılan ilk hesaplamalar, daha ilk 14 günde ortaya çıkan karbon emisyonunun 5 milyon tonu aştığını gösteriyor.
Bu rakam, savaşın yalnızca görünen değil, görünmeyen yıkımının da ne kadar büyük olduğunu ortaya koyuyor. 5 milyon tonluk emisyon, yaklaşık 1,1 milyon otomobilin bir yıl boyunca trafikte olmasına eşdeğer. Bir başka ifadeyle, büyük bir Avrupa kentindeki tüm otomobillerin yıllık emisyonuna yakın bir yükten söz ediyoruz. Aynı rakam, yaklaşık 1 milyon transatlantik uçuşun yarattığı karbon etkisine de denk düşüyor. Savaşın iklim boyutu tam da burada görünür hale geliyor: Birkaç haftalık askeri operasyon, milyonlarca bireysel tüketim ve ulaşım faaliyetinin toplamına eşit bir çevresel yük yaratabiliyor.
Sorunun bir başka kritik boyutu ise yönetişim. Çünkü savaşın iklim maliyeti bugün hâlâ uluslararası iklim rejiminin güçlü ve şeffaf bir parçası değil. Kyoto Protokolü döneminde ülkelerin askeri emisyonlarını ulusal bildirimlerin dışında bırakabilmesine olanak tanıyan boşluklar vardı. Paris Anlaşması bu dar çerçeveyi aşmış olsa da askeri emisyonların bugün de tutarlı, ayrıştırılmış ve karşılaştırılabilir biçimde raporlandığını söylemek zor.