Deyimlerin Sırrı
D

Mustafa Alp Dağıstanlı
Mustafa Alp Dağıstanlı
Gazeteci. Kitapları: 5Ne1Kim? - Gazeteciliğin Mutfağından Sansür - Otosansür Hikayeleri, Bildiğin Gibi Değil - Osmanlı, Anekdotlar: Edebiyat Tarihimizden Anılar, Tanıklıklar

MUSTAFA ALP DAĞISTANLI

mustdagistanli@gmail.com

Deyim parçalarının toplamından ayrıdır ve büyüktür. Kendisini oluşturan kelimeleri sözlük anlamlarına döktüğümüzde deyim genellikle bir şey ifade etmez ya da saçma bir söz söyler. ‘Şeytanın bacağını kırmak’ gibi. Şeytanı yakaladın da bacağıyla yetineceksin ha..! Meyhaneye kapağı atıp ‘aslan sütü’ istediğinizde yanlış yere geldiniz diye kapıdışarı edilmiyorsanız deyim sayesindedir.

Deyimler uzun zamanda oluşmuş, oturmuş, tutmuş sözler; anlatım kabiliyetleri yüksek. Tabii yerli yerinde ve doğru kullanılırlarsa. Bakın Refik Halid Karay ne diyor:

“Lisan, gramer yapısı veya iskeleti üzerine kurulu kelimelerle bezenip ortaya konmuş bir vücuttur ama asıl canlılığını tabirlerden alır. Tabirlerinin ve savlarının çokluğu ve hoşluğu nispetinde lisan ifadeli ve belagatlıdır.”

Yanlış birkaç örnek üstünden bu deyim konusuna daha önce de değinmiştik bu dikenli köşede. Şu da öyle örneklerden biri:

“Her geçen yıl su kaynakları azalan bölge su stresi altında. Ve işte şimdi böyle bir bölgenin tam ortasına milyonlarca ton suyu fil gibi emen dünyanın en tehlikeli ve zehirli bir madenini kurmak için çalışmalar tüm hızıyla sürüyor.”

‘Fil gibi’ deyimi bir büyüklük anlatıyor, bir abartı gösteriyor; ama insandan bahsederken. Milyonlarca ton su karşısında caanım fil nedir ki? Ancak 25 litre su çekebilir hortumuyla. Miktar meselesi bir yana, bu deyimin böyle bir bağlamda kullanılması yakışıksız da. Doğayı mahvedecek bir işi, madenciliği file benzetiyorsun. Hiç olmayacak şey.

Şuna da bir bakın:

“Yazma eylemi sırasında eğer gözünüz kulağınız başka yerde değilse, konsantrasyon ibreniz tavan yapmışsa dışarda olup bitenleri duymaz ve görmez olursunuz.”

Deyim, aslında, ‘tavan yapmak’. “Konsantrasyonunuz tavan yaptı” demek niye yetmiyor? (Bana hiç de güzel gelmeyen bir deyiş ya neyse.) İbre kadrandan nasıl çıktı, neden çıktı ki?

Nedir ibre?

Şuymuş:

“Ölçü aletleri, saat ve göstergelerde sayı veya işaret göstermeye yarayan hareketli iğne.” (TDK Güncel Sözlük)

İbre kadran içinde olmayınca çam, ardıç, sedir gibi ağaçların iğnesine dönüşür.

İbre’li deyim de şöyle: “İbre Ekrem İmamoğlu’ndan yana döndüğü için iktidar darbeye kalkıştı.”

Kısacası, ibre tavan yapmaz. Fakat ne bileyim mesela otomobillerin hız kadranları da teknolojiyle birlikte değişmiştir belki, bir çubuk aşağı-yukarı oynuyordur, rakamlar inip çıkıyordur… Eskiden ibre 180’e falan ‘dayanıyordu’, ‘vuruyordu’.

Deyimler değiştirilmez değildir tabii, ama bu değişikliği bilinçle yapmak, bir yaratıcılık göstermek, deyimi zenginleştirmek, anlamı güçlendirmek kaydıyla. Sırrı Süreyya Önder bunu çok güzel örneklemiş, hatta sırrını vermiş 1978 Maraş Katliamını anlatan Maraş Biberi yazısında:

“Anadolu’da Alevi nüfus, tarih hafızasından dolayı kuş uçmaz kervan geçmez, Yavuz uğramaz yerlere yerleşmiştir. Gezin Anadolu’yu, genellikle Alevi dağda Sünni ovada yerleşiktir. Maraş bunun istisna olduğu birkaç yerden birisidir. Alevi nüfus, ağırlıklı olarak bereketli ovalarda yaşar.”

Bildiğimiz bir deyime “Yavuz uğramaz”ı eklemek deyime somut bir gerçeklik kazandırıyor aniden, bir tarihsel olguyu ve figürü deyimleştiriyor nerdeyse. Malum, Sultan ‘Yavuz’ Selim, Alevilere ettiği zulümle ünlüydü.

Söz kalıpları bazan işe yarar ama genellikle basmakalıptırlar. Bunların en ünlülerinden biri, ‘sözde’. Sırrı Süreyya aynı yazısında ‘sözde’ kalıbını daha kullanışlı başka bir kalıba atlama tahtası olarak kullanıyor:

“Afşin, atalarımız Orta Asya’da at koştururken imparator Justinianus tarafından oluşturulan Üçüncü Armenia eyaletinin de yönetim merkezlerinden biridir. Hadi celadetli okurun kalbi kırılmasın ‘sözde’ Armenia eyaleti diyelim. Milli tarih şuurumuza uygun davranmış olalım.”

İroninin ucunu gösteriyor, sonra ironiyi arttırıp dikeni batırıyor. ‘Beraber ve solo şarkılar’ kalıbını söküp milliyetçi histeriyi açığa vurmak için yeniden çakıyor; şarkının yerini şiddet alıyor:

“Halkımız beraber ve solo olarak Fransız parlamentosunu döverken araya gitmeyelim. Milli birlik ve beraberlik ruhuna en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, Meykir, Hunu, Norşun, Arıstıl, Maravuz gibi Maraş’ın köy isimlerinin etimolojik kökenini siz de sormayın, ben de söylemeyeyim.”

Deyimi gediğine koymalı, gedik gerektiriyorsa deyimle oynamalı.

OYUN

En az 5 harfli kaç kelime bulabilirsin? Hedef: 27

DİLE GELENLER

Finans terimleri

Finansal durumumuzun ağırlaşmasıyla birlikte gündemimize yeni finans araçları ve deyimleri girdi.
Bu finans araçlarından bir bölümü amaçlarından çok saptı. Şöyle: Finans piyasalarında genellikle çok kısa vadeli kullanılan bazı araçlar, örneğin swaplar, bizde uzun vadelere yayıldıkları için aslında vadesiz kredilere dönüştü.

Asıl konum, bu araçların Türkçeye çevrilmesindeki sorunlar. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, bu konuda da kendine özgü bir Murphy yasası var: Bir disiplinde veya bilimde ileri giden ülkeler o disiplinin kurallarını ve terminolojisini de oluşturur.

Liberal yaklaşımları nedeniyle finans teknolojileri ve terminolojisinin kaynağı Anglo-Sakson ülkeleridir ve bu alandaki hakim dil de İngilizcedir. Finans deyimleri de neredeyse bütün dünyada -çeviri yapılmadan- İngilizce kullanılır.

Temel olarak modern finans, bir ürün yaratma ve bu ürüne çekici bir isim bulma sürecidir. Bu ürün bir süre kullanılır, sonra yerini bir başkasına bırakır. İlk ürünün adı da bir daha anılmaz. Ne kadar eğitimli olurlarsa olsunlar kamuoyunun büyük bölümü bu işlemleri anlayamaz, anlasa bile böyle işlemlerin olabileceğine inanmaz! Bizde ise bu işlemleri Türkçeye çevirmeye çalışırken önemli ve gülünç hatalar yapılıyor.

Fark ettiğim ilk hata birkaç yıl önce uydurulan ‘swap hattı’ deyimi. Deyimin orijinali ‘swap line’dır. ‘Line’ sözcüğü İngilizcede evet hat anlamına gelir ama finanstaki karşılığı sınır, limit veya üst sınırdır. Bu nedenle Türkçeleştirilirken hat değil ‘had’ sözcüğü kullanılmalıydı. Daha da tuhaf olanı ise ‘line‘ çevrilirken ‘swap’ın olduğu gibi bırakılması. Bu sözcüğün de ‘takas‘ olarak çevrilmesi gerekiyordu. Sonuçta ortaya ‘takas haddi’ diye sektörde kimsenin kullanmadığı garip bir terim çıkacaktı. Kimse bu çevirileri sorgulamadığı için ‘swap hattı’ elimizde kala kaldı. Doğru terim bence ‘swap limiti’ olmalıydı ki piyasada kullanılan ifade de budur.

Line‘ sözcüğü finansta çok sık kullanılmaktadır. Örneğin ‘credit line’ kredi limiti olarak bizde de kullanılıyor. Bir de çok büyük özel bankalarla merkez bankalarının kendi aralarında kullandıkları ‘line’lar var.

Örneğin ‘country line’ bir ülkeyle yapılabilecek toplam işlem miktarını ifade eder. ‘Bank line’ belirli bir bankayla yapılabilecek işlemlerin üst limitidir. ‘Deposit line’ bir bankaya o bankadan izin almaksızın yatırabileceğiniz üst rakamdır.

Size garip gelebilir ama, örneğin bir Avrupa merkez bankası, New York’taki hesabına dilediği anda bir milyar dolar yatıramaz. Sene başında söz konusu NY bankasıyla bir mevduat limiti anlaşması yapması gerekir ki, bu rakam da normal olarak 250 milyon doları geçmez. Bunun üstündeki bir meblağı hesabına transfer edebilmek için karşı bankayla mutabakat sağlaması gerekir. Bunun mantığı, NY bankasının gelen transferi hemen değerlendirme arzusu ve bu aciliyet nedeniyle karlı bir yatırım yapamama endişesidir. Bizde kamuoyunu uzun süre meşgul eden swaplar da aslında amaçlarından çok saptıkları için artık swap olarak adlandırılamazlar.

İkinci ve günün modası deyim ise ‘tarifeler‘. ‘Tariffs‘ sözcüğü İngilizcede ‘gümrük vergisi‘ anlamına gelir. Bu sözcük de maalesef ‘tarifeler‘ olarak dilimize yerleşti bile.

Ali Tarhan