ABD hegemonyasının çöküşünde rol oynayan başka kopuşlar da bulunuyor. Kanımca bunlardan ilki “caydırıcılık” unsurunun kalmamış olması. Caydırıcılık sadece sahip olduğunuz güç kapasitesi ile değil, o gücü gerektiğinde kullanacağınıza ve etki yaratabileceğinize dair karşı tarafta inanç oluşturabilmenizdir. ABD kapasitesini İsrail dışında hiçbir müttefiki için kullanma isteğinde olmadığı gibi, ne kadar etki yaratabildiği de artık sorgulanıyor.
Bir diğer kopuş ise Soğuk Savaş’ın bağımlılık ilişkilerinin çözüldüğü “ilişkisel kopuş”. Artık hiçbir devlet kendisini şundan ya da bundan olarak tarif etmek istemiyor. Farklı düzlemlerde farklı ittifaklar şekilleniyor ve dost-düşman ayrımı net değil. Yeni düzende devletler taraf seçmek yerine “ilişki portföyü” oluşturuyorlar. Nasıl akıllı yatırımcılar tüm sermayelerini tek bir varlığa yatırmayarak riskini dağıtıyorsa, devletler de artık güvenliklerini, ekonomilerini, teknolojilerini ve diplomatik ilişkilerini dağıtık halde tutuyorlar.
Bir de ontolojik kopuş var. Devletlerin güvenlik ihtiyacı artık sadece fiziksel varlıklarını korumak odaklı şekillenmiyor. Uluslararası sistemde düzen kayganlaşmaya, kurum ve normlar çatırdamaya başladığında devletler kendilerine daha sağlam basacakları zeminler bulmaya çalışıp yeni roller ve kimlikler ediniyorlar. Kısaca yeni bir düzen kuruluyor ve kopan kopana…