Eski başbakan Davutoğlu'nun 'İstanbul sitemleri': Tarihi silueti ezen her şey zulümdür

 

Geçtiğimiz ay başbakanlık görevinden ayrılan Prof. Ahmet Davutoğlu, başbakanlığa veda etmesinin ardından verdiği ilk röportajda AKP liderliği ve başbakanlıktan ‘sürülmesi’ne girmeyip, sohbeti yeni kitabının içeriğiyle sınırlı tuttu.

Davutoğlu, AKP iktidarının İstanbul’daki kent politikalarını da partisini adres göstererek eleştirdi: “Başbakanlığım döneminde, bizim dönem de dahil olmak üzere İstanbul’un tarihi dokusunun tarumar edilmesine isyan ettim.”

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Habertürk’ten Kübra Par’a konuşan Davutoğlu, siyasetin zirvesinden şu anda bulunduğu konuma gerilemesi hakkında “Hâlâ siyasetin içindeyim. Kopmadım. Hiçbir şevk kaybı hissetmiyorum. Çok yoğun bir devlet temposu vardı. İrademi kullanmanın mutluluğunu hissediyorum. Kendi programımı yapıyorum” dedi.

‘İstanbul’da organik hayat yok oluyor’

Bundan sonra hayatımın çoğunlukla İstanbul’da olacağını söyleyen Davutoğlu, sadece haftanın bir iki günü Ankara’ya gideceğini belirtti, akademik hayata dönme sinyali verdi.

Davutoğlu yeni kitabı Medeniyetler ve Şehirler’i anlatırken, bazı şehirlerin medeniyetler yarattığını, bazen de medeniyetlerin şehri tasfiye ettiğini söyledi ve İstanbul’un son dönemde yaşadığı ‘tarumar’ı eleştirdi: “Kökleri yeni olan ama geleneği koruyan Londra ile kökleri derin olan ama geleneği tasfiye ederek büyümeye çalışan İstanbul arasındaki zıtlık bana ıstırap vermişti. İstanbul gibi organik bir şehri Paris gibi mekanik bir şehre dönüştürmeye çalıştığınızda organik hayat yok oluyor. Şimdi ise İstanbul, moderniteden küreselleşmeye geçme aşamasında. Köklü ve kadim tarihe sahip olan, moderniteyle yüzleşmiş ve tahribatını görmüş olan, küresel bir şehir olma iddiası taşıyan yegane şehir İstanbul’dur. Bu üçünün aynı anda gerçekleşmesi İstanbul için çok ağır bir yük.”

‘Animasyon bir proje getiriyorlar’

Kendisinin de ferdi olduğu AKP iktidarı döneminde partisinin İstanbul politikalarını da üstü kapalı eleştiren Davutoğlu, “Başbakanlığım döneminde hemen hemen her konuşmamda, bizim dönem de dahil olmak üzere İstanbul’un tarihi dokusunun tarumar edilmesine isyan ettim. Yeni teknolojiler aldatıcı olabiliyor. Animasyon ile bir proje getiriyorlar ama o hayal dünyasının tarihi dokuya oturtulması esnasında doğabilecek faciayı düşünmüyorlar. Mimari olarak yaratıcı gelebilir ama Marmara’dan ya da Karadeniz’den tarihi yarımadaya gelirken Süleymaniye’yi, Ayasofya’yı o tarihi silueti ezen her şey İstanbul’a zulümdür” diye konuştu.

Siluet bozanlara isyan

İstanbul’da küreselleşmenin tarihi dokuya zarar vermeyecek bir hattın dışında gerçekleştirilmesi gerektiğini söyleyen eski başbakan, İstanbul’un siluetini bozan projelere de değinmeden geçemedi: “Ben hep bunu savundum. Maslak bile bana şehre çok yakın gelmişti. İstanbul’un gerek Kocaeli gerekse Tekirdağ hattında gelişebileceği alanlar vardı. Bunu yapmak yerine şehrin yakınında tarihi dokuya hançer gibi saplanan Gök Kafes, 16-9 gibi projeler yapıldı.” 

Davutoğlu’na göre yapılanlar İstanbul’a zulüm: “Tek başına ele alındığında fonksiyonel ve faydalı görünen bu projeler o topografyanın içinde zulme dönüşüyor. Başbakanlığım döneminde bu konuya hep eleştirel yaklaştım. İstanbul çok hızlı gelişen bir şehir. Bu şehrin ihtiyaçlarına cevap verirken ama dokusunu kaybetmesine izin vermemenin yolunu bulmalıyız.”

‘Sur’u Toledo yapmak ifadem istismar edildi’

Kitabında Mekke, Medine, Kudüs ve İstanbul’dan “Varoluş idrakimin ufukları” diye bahseden Davutoğlu, “İslam medeniyeti son yüzyılda neden kalıcı eserler bırakamadı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Bir bozulma görüyorum. Kabe’nin hemen yanında onunla uyumlu olmayan bir mimari gelişim var. Şehirler adıyla İslam şehri olmaya devam ederken doğasıyla bundan uzaklaşmaya başlıyor. Kudüs’te de aynı şekilde. Bu yüzden ben şehirleri genellikle gece gezmeyi severim. Modernitenin getirdiği mimari formlara karşı antipatim yok. Barcelona gibi bazı şehirlerde modern mimari ve geleneksel mimari özgün şekilde buluşmuş. Viyana ve Paris’te bulunmak da bana haz verir. Kendi içinde bütünlük oluşturuyor.

Davutoğlu daha önce aylarca abluka altında kalan ve neredeyse tamamen harap olan Diyarbakır’ın Sur ilçesi için sarf ettiği “Sur’u Toledo yapacğız” ifadesi hakkında da, sözlerinin istismar edildiğini savundu: “Toledo’nın aslı Endülüs şehridir. Toledo’nun özel dokusunu korumak için kanun bile çıkarıldı. Sur’un da Toledo gibi korunmasını kast etmiştim. Tarih bilgisi olmayan, Toledo’yu sadece faşist dönemle bilenler sözlerimi yanlış yere çektiler.”

Economist’e göre Erdoğan ‘kibirli bir otoriter’: Davutoğlu’nun gönderilmesi acımasızlıktı

AKP’nin yeni MYK’sı: Davutoğlu’nun danışmanı Yazıcı ve Müezzinoğlu da listede

Davutoğlu istifayı sundu, Yıldırım ‘Ak Saray’a çıktı: Kabine salı günü açıklanacak