Başbakan Ahmet Davutoğlu, ‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı bildiriyi imzaladıkları gerekçesiyle tutuklanan akademisyenlerin tutuksuz yargılanmalarından yana olduğunu belirtip Boğaziçi Üniversitesi’den tutuklu akademisyen Esra Mungan’ı geçmişte başörtü yasağına karşı çıkan, özgürlükçü bir insan olarak tanıdığını söyledi.
‘Onunla ilgili olumsuz kanaatim yok’

Hürriyet’ten Serkan Demirtaş’ın haberine göre Ürdün ziyaretinde kendisine eşlik eden gazetecilere gündemle ilgili değerlendirmelerde bulunan Davutoğlu, tutuklu yargılamalara prensip olarak karşı olduğunu söyledi. Davutoğlu, “Sonunda beraat olursa, özgürlüklerin kısıtlanması geri ödenemeyecek bir haktır. 28 Şubat’ta baskılar yaşamış bir akademisyen olarak söylüyorum: Düşüncenin hiçbir türüne sınır getirilmesini kabul edemem” derken, konuyu Yrd. Doç. Esra Mungan’a getirdi.
Başbakan, “Boğaziçi Üniversitesi’ndeki o akademisyen geçmişte başörtü yasağına da karşı çıkan bir isim. Onunla ilgili olumsuz kanaatim yok. Aksine özgürlükçü tutumunu duymuş olduğum bir isim” derken, bildiriyi imzalayan akademisyenlere yönelik de şunları söyledi: “O parçalanmış bedenleri gördükten sonra hâlâ bir akademisyen o bildiriyi PKK’yı eleştirmeden okuyorsa, ben onunla ayrı bir düzlemde tartışır, mücadelemi veririm. Hukuki konu ayrıdır.”
Yargı yeniden tanımlanacak
Yeni anayasa yapım sürecinde önümüzdeki hafta anayasa hukukçularıyla toplantı yapacağını duyuran Davutoğlu, “Sonra geçmişte Anayasa Komisyonu’nda çalışan arkadaşlarımızla toplanacağım. Hedefimiz, 1-1.5 ay içinde iskeletiyle ortaya çıkarmaktır. Pazarlıkçı bir anayasayı doğru görmüyorum. Revizyonist anayasayı da doğru görmüyorum. Farklı bir anayasa hedefliyoruz. O felsefeyi bulana kadar çalışacağız” diye konuştu.
Başbakan, gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’ün serbest bırakılmasının önünü açmasıyla tartışmaların hedefi haline gelen Anayasa Mahkemesi’nin de tartışılıp tartışılmayacağına ilişkin soruya, “Tabii yani bunların hepsi yeniden tanımlanacak. Yargı tümüyle yeniden tanımlanacak, yasamanın şimdiki anlayış içinde olması söz konusu değil. Bir kere AYM’nin yaptığı millet egemenliğini kullanmak değildir, olmamalıdır. Mahkemelerin yaptığı işlevsel olarak adaleti ihdas etmektir” dedi.
İki meclise soğuk
Başbakan, kamuoyunda partili cumhurbaşkanlığı çokça tartışılsa da henüz önerecekleri sistemin başkanlık olduğunu belirtip fazla ayrıntıya girmedi. Davutoğlu, “Ama bu başkanlık sisteminin de güçler ayrılığı sistemi ve karşılıklı denge-denetlemenin o kadar iyi tanımlanmış olması gerekir ki kimsenin zihninde şüphe kalmamalı” diyerek ‘yüreklere su serpti’.
Başbakan, ‘İki kamaralı sistem düşünüyor musunuz?’ sorusunuysa şöyle yanıtladı: “Onu da tartışacağız tabii. Ama prensip olarak üniter devletlerde ve Anayasa Mahkemesi’nin olduğu yapılarda iki kamaralı sisteme ihtiyaç olduğu kanaatinde değilim.”
‘ABD niye diğerlerini de gündeme almıyor?’
ABD’de tutuklanan 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasının kilit ismi Rıza Sarraf da Davutoğlu’na sorulan konular arasındaydı. “Tabii insanın aklına şu da geliyor: Bu kadar titiz olan bir hukuk sistemi, bir sürü kumpas içinde olan, ABD’deki başka Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı görünen kişilerle, yapılarla niye bir hususu gündeme getirmiyor?” diye soran başbakan, ABD’den tutarlı bir çaba görmek istediklerini söyledi.
Davutoğlu, şöyle konuştu: “Daha önce paralel yapının ABD’deki para kaynaklarıyla ilgili çok soruşturma başlatıldı. Bu nereye gitti acaba? Tutarlı bir şey görmek isteriz. Bütün kara para aklama çabalarına karşı aynı tutarlılığı görmek isteriz.”