Eğlenirken beyninizi genç tutabilirsiniz. Yeni yayınlanan bir araştırmaya göre dans, müzik, görsel sanatlar ve video oyunları beyni genç tutuyor.

Bunu ortaya koyan araştırma saygın tıp dergisi Nature Communications’da yayınlandı.
Çalışmada tango dansçıları, müzisyenler, görsel sanatçılar ve strateji oyuncuları, bunların kısa süreli eğitimini alan öğrencilerin de aralarında olduğu, Türkiye dahil 13 ülkeden toplam bin 402 katılımcı yer aldı.
Dans, müzik, görsel sanatlar, video oyunları gibi faaliyetleri olanların, beynin yaşlanmaya yatkın bölgelerindeki değişiklikleri EEG (insan beynindeki elektriksel aktiviteyi ölçmek için kullanılan elektroensefalografi) ve MEG (beynin elektrik akımlarının ürettiği manyetik alanları ölçmek için kullanılan manyetoensefalografi) ile tespit edildi.
Bu faaliyetlerin koruyucu etkilerinin en belirgin olduğu bölgeler, nörodejenerasyona açık olanlardı. Yani hipokampus, prefrontal korteks ve parietal alanlar.
Görüldü ki, uzmanlık ve performans seviyesi ne kadar yüksekse, beyin yaşı o kadar düşüyor. Yaratıcı deneyimler, beynin yaşlanmaya karşı hassas olan bölgelerindeki bağlantıları güçlendiriyor.
Türkiye’den iki üniversitede 484 kişi
Araştırmanın Türkiye ayağını İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nde nöroloji uzmanı Prof. Dr. Görsev Yener ile İstanbul Medipol Üniversitesi’nde Nörobilim Uzmanı Prof. Dr. Bahar Güntekin yürüttü. Toplam 484 kişi çalışmaya dahil edildi.
Prof. Dr. Yener konuyla ilgili Diken’in sorularını yanıtladı. EEG ve MEG’nin beyin bağlantısallığı hakkında çok söylediğini belirten Yener şöyle devam etti:
“Beynin kronolojik yaşını biliyoruz. Bir de beynin tahmini yaşı var. Bir EEG/MEG modellemesiyle beynin yaşı hesaplandı.
Kronolojik yaşla beynin tahmini yaşı arasında eğer pozitif bir sayı çıkarsa bu hızlanmış yaşlanmayı, aksine negatif bir sayı çıkarsa da daha sağlıklı bir beyin yaşlanmasını gösteriyor.
Söz konusu yaratıcı faaliyetlerle geçirilen zaman ne kadar uzun ve yoğunsa, beyin o kadar genç kalıyor. Yaşlanması gecikiyor. Araştırmayla bunu göstermiş olduk.”
Beynin her yaşta değişme yeteneği var
Araştırmacılar bu yaratıcı faaliyetleriyle ilgili kısa süren eğitimlerin ardından da beyin dalgalarına baktılar. Bunun bile beynin yaşlanmasını geciktirebildiğini ölçtüler.
Yaklaşık 25 sene öncesine kadar, belli sayıda nöronla doğduğumuz ve yaşam boyu sayılarının artmadığını düşünülüyordu. Yeni bin yılla birlikte sağlıklı beynin yeni hücreler ve bağlantılar üretebildiği anlaşıldı. Hafıza hücreleri bile yeniden oluşturulabiliyor.
Yener yaşımız kaç olursa olsun beynimizi çalıştırırsak olumlu yönde değiştirebileceğimizi söyledi: “Çünkü beyin plastik bir organ. Bu ne demek? Mesela sizin bir bilgiyi öğrenmeden önceki beyninizle, öğrendikten sonraki beyniniz aynı değil, değişiyor.
Yine bağlantısallığı arttırmak için yeniliklere açık olmak, yeni şeylerle uğraşmaya çalışmak, merakımızı kaybetmemek önemli.
Yeni bilgi öğrendikçe beyindeki bağlantısallık artıyor. Kaç yaşında olursak olalım bağlantısallık arttıkça beyin yaşı o kadar genç kalıyor.
‘Neyi yapmayı seviyorsanız onu yapın’
Hiçbir şeyin ‘zamanı yok’. Yaşınızdan bağımsız, neyi yapmayı seviyorsunuz onu geliştirmeye çalışın.
Mesela ben sudokudan hoşlanmam. Asla hastam sevmiyorsa sudoku öğrenmesi için de ısrarcı olmam.
Yaşlıları sevmediği şeylere zorlamak iyi bir strateji değil. Ama müzik, dans, resim gibi faaliyetlerin hem beden üzerine hem de görsel ve işitsel sistemler üzerine olumlu etkileri var.
Video oyunlarının da öyle. Zihni çalıştıran oyunlar öneriyoruz. Ancak ekran karşısında hareketsiz kalınması da istediğimiz bir şey değil. Çünkü hareketli olma beyin için de olumlu.”
Türkiye’nin bazı avantajları var
Peki bu sonuçlar sürpriz miydi? Yener sürpriz değil aksine malumun ilamı olduğunu söyledi. Yüksek sayıda insanla yapılması ve bilimsel etki gücü (impakt faktörü) yüksek bir dergide yayınlanması önemli.
Yener Türkiye’nin beyin sağlığını korumak için bazı yönlerden avantajlı bir ülke olduğunu söyledi:
“Burada hayat çok dinamik. Her zaman, her şeye hazırlıklı olmak zorundasınız. Hiçbir şey sıkıcı değil.
Aile bağları güçlü. Bayram buluşmaları, yaş günleri, aile yemekleri… Sosyal olmak önemli.
Çoğumuz pazardan alışverişle, daha çok bitkisel ağırlıklı yemekler yapmaya çalışıyoruz. Akdeniz tipi beslenebiliyoruz.
Soframızda çerez, yoğurt, yeşillik, sebze, tencere yemeği var. Bunlar önemli ayrıntılar.”
Kaygı beynin çalışmasını etkiliyor
Son yılların büyük sorunu kaygı. Oysa kaygı azalınca beyin daha verimli çalışıyor.
Yener, “Sosyallik, merak, öğrenme hevesinin bitmemesi, başka insanlar için bir şeyler yapmak iyi hissettiriyor. Bu da kaygıyı düzeltiyor. Bağlantısallık daha güçlü çalışıyor” dedi.
Uyku ve egzersiz de genel beyin sağlığı için çok önemli diğer konular. Ayrıca işitme azlığı varsa düzeltilmesi demans riskini azaltıyor. Yener, “İşitme azlığının düzeltilmesinin, değiştirilebilir en önemli risk faktörü olduğunu söyleyebilirim” dedi.