Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarları hakkında, ‘PKK/KCK ve FETÖ/PDY terör örgütlerine müzahir oldukları’ iddiasına ilişkin soruşturma kapsamında hakimliğe sevk edilen şüpheliler hakkındaki suçlamalar belli oldu.
Pazartesi sabahı gözaltına alınan yazar ve yöneticilerden dokuzu tutuklama talebiyle adliyeye sevk edilirken ikisi adli kontrol şartıyla dördü serbest bırakılmıştı.
Darbe girişimi, manipülasyon, psikolojik operasyon
AA’nın haberine göre soruşturmayı yürüten İstanbul başsavcılığınca şüpheliler hakkında hazırlanan sevk yazısında önce ‘FETÖ/PDY’ ve PKK’nın Türkiye’deki örgütlenmelerine ilişkin bilgi verilerek ‘FETÖ’nün 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulunduğu anımsatıldı.
Ardından manipülasyonun tanımın verilip medya aracılığıyla manipülasyon yapıldığı vurgulanarak, ”Medyanın görevi bilgi ve haber aktarmaktır. Manipülasyonla gerçeği perdeleyip terör örgütlerinin amacına uygun hareket etmek, iç kargaşa çıkartmak ve ülkeyi yönetilemez hale getirmek gazetecilik değildir” dendi.
Yazıda ‘darbeye teşebbüs etmenin, devletin güvenliğine ilişkin, siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla temin etme ve açıklamanın basın özgürlüğü olmadığı, bizzat basın özgürlüğü adı altında psikolojik operasyon olduğu’ da kaydedildi.
İç kargaşa çıkarıp ülkeyi yönetilemez hale getirme…
”Tüm bu çerçevede Cumhuriyet gazetesinin son üç yıldır yaptığı manipülasyonla gerçeği perdeleyip, terör örgütleri FETÖ/PDY ve PKK/KCK’nın amacına uygun hareket ederek, iç kargaşa çıkartmaya ve ülkeyi yönetilemez hale getirmeye yönelik haberlere imza attığı’ belirtilen sevk yazısında, ‘dosyada delil olarak bulunan haberlerin gazetede yayınlandığı, FETÖ’nün yayın organı Zaman gazetesiyle aynı manşetlerin atıldığına’ işaret edildi.
Sabuncu ve Engin’in Abant toplantılarına katılması…
Sevk yazısında, gazetenin genel yayın yönetmeni Murat Sabuncu ve yazar Aydın Engin’in, ‘FETÖ bünyesinde faaliyet gösteren Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın Abant toplantılarına katıldığı’ da vurgulandı. Ayrıca Aydın Engin ve Hikmet Çetinkaya’nın, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Erkan Tufan Aytav’la görüştüğü, görüşme sonrasında ‘Fuat Avni’nin yazdıklarını manşetlere taşıdıkları’ savunularak ‘Çetinkaya ve Engin’in köşe yazılarında silahlı terör örgütlerini övücü ve destekleyici ifadelere yer verdiği’ öne sürüldü.
Dahası, Çetinkaya’nın Zaman gazetesine verdiği bir söyleşide, ”40 yıldır izliyorum, Gülen hareketi terör örgütü değildir. Gülen cemaatine yapılan operasyon baskıcılığın, daha açıkcası faşizmin göstergesidir” diye beyanlarda bulunduğu da sevk yazısında yer buldu.
‘Vakıf ele geçirilmeye çalışıldı’
Cumhuriyet Vakfı’na ilişkin bilirkişi raporuna da yer verilen yazıda 18 Şubat 2014’te yeterli sayıya ulaşmadan yapılan toplantıda alınan kararla oluşturulan yönetim kurulu üyelerinin seçilmemiş sayıldığı, bu nedenle de vakfın fiil ehliyetini kaybettiği değerlendirilerek, vakfın fiil ehliyetini kazanabilmesi için vakıf senedine göre yeniden toplantı yapılması ve yönetim organının oluşturulması gerektiği aktarıldı.
Sevk yazısında bilirkişi raporuna dayanılarak, “Cumhuriyet Vakfı’nın yönetim kurulunun ele geçirilmeye çalışıldığı” ifade edildi.
Yardım ve propaganda…
Dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, ‘şüphelilerin silahlı terör örgütleri PKK ve FETÖ’nün hiyerarşik yapılanmalarına dahil olmadıkları, ancak son üç yıllık süreçte darbe girişiminde bulunan FETÖ ve etnik kökene dayalı devlet kurmayı amaçlayan PKK’nın amaçları doğrultusunda yardım ettikleri ve bu örgütlerin propagandasını yaptıkları’ öne sürüldü.
‘Kaçma ihtimali var’
Sevk yazısında, aynı soruşturma kapsamında haklarında yakalama kararı bulunan Can Dündar ve Akın Atalay’ın yurt dışında firari olmaları nedeniyle şüphelilerin de kaçma ihtimali bulunduğu için tutuklanmaları yönünde karar verilmesi talep edildi.
Nihayet, Murat Sabuncu, Güray Tekin Öz, Ahmet Kadri Gürsel, Hacı Musa Kart, Mustafa Kemal Güngör, Turhan Günay, Hakan Karasinir, Önder Çelik ve Bülent Utku’nun, ‘örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak’ suçundan tutuklanmaları talep edilen sevk yazısında, Engin ve Çetinkaya’nın ise yaşları ve sağlık durumları göz önüne alınarak adli kontrol talebiyle serbest bırakılmaları istendi.