17/25 Aralık dosyalarının kilit ismi Rıza Sarraf, yedi aydır ABD’de tutuklu. İran asıllı Türk işadamı; ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını delmek, yasadışı altın ticareti, dolandırıcılık gibi suçlamalardan yargılanıyor.
Sarraf adı, en son 25 Eylül 2016’da manşetlerdeydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkan Yardımcısı Biden’la görüşmesinde “Bu tutuklama hangi kurala göre yapıldı?” diye sormuş; Sarraf’ın hakkının, hukukunun neden aranması gerektiğini, BM toplantısı dönüşünde meslektaşlarımıza da anlatmıştı.
Sarraf’ın hakkı ve hukukuna dair yepyeni bir gelişmeyi de bugün biz aktaralım: Rıza Sarraf, İstanbul’daki şirketlerini yönetmeyi sürdürüyor. Hem de -asıl anlamı muhtemelen daha sonra gün ışığına çıkacak- iç içe ve ardışık kararlarla.
Belirtilmesi gerekiyor ki, yasalarımız, cezaevinden şirket yönetmeye engel değil. Tabii hükümlü değil, tutuklu iseniz. Zaten (o dönem de buradan duyurduk) 17/25 Aralık’ın ardından tutuklandığında da cezaevinden Royal Mobilya şirketine dair karar alıp tescil ettirmişti.
Hukukçular, tutukluyken şirket yönetiminin, genellikle avukat kanalıyla imza almak biçiminde olduğu notunu paylaşıyor. Tabii, bugün Royal diye bir isim kalmadı. Rıza Sarraf, holdingin ve holding bünyesindeki bazı şirketlerin adını yine bir dizi şirket operasyonuyla Roysar olarak değiştirmişti.