Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
2025 yılı bütçesinde Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modeliyle yaptırılan ulaştırma altyapı projeleri ile şehir hastaneleri için 200 milyar TL’nin üzerinde kaynak ayrıldı. Bu tutarın 97,6 milyar TL’si, otoyol, köprü ve tüneller için. Yani Osmangazi, Çanakkale, Yavuz Sultan Selim Köprüleri, Avrasya Tüneli ve Yapı İşlet Devret modeliyle sözleşmesi imzalanmış otoyollar için müteahhitlik şirketlerine aktarılacak tutar.
Bu tutar, Dışişleri Bakanlığı için ayrılan 39 milyar TL’nin 2,5 katı demek. Bir yanda personeli, temsili, tanıtımı, dış temsilcikleriyle köklü bir devlet teşkilatı, diğer yanda “öngörü hataları” (!) içeren ve sözleşmeleri saklanan döviz garantili projeler.
Öğrencilerine bir öğün yemek vermeyi reddeden ve bunun gerekçesini net biçimde toplumla paylaşamayan bir iktidar, Dışişleri teşkilatına da ihtiyacı olan önem ve ödeneği vermiyor. Sıkışınca “kaynak yok” bahanesine sığınan iktidarın, gerçekte tercihlerini sermaye şirketlerinden ve uluslararası finans kuruluşlarından “aferin” almaktan yana kullandığını gösteren örnekler, elbette bu ikisiyle sınırlı değil.
Sonuç olarak, öncekiler gibi 2025 bütçesi de KÖİ modeliyle yaptırılan döviz garantili projelerin, bütçeyi ve toplumsal refahı, nasıl rehin aldığı konusunda bizlere ayna tutuyor. Bunun bir faydası var mı? Belki bir tane: Asgari ücret ve maaş artışları söz konusu olduğunda ezber edilen “Kaynak yok” cümlesinin zerre kadar gerçeklikle ilişkisi olmadığını görmek ve göstermek.
Yoksa kimseden, özeleştiri ve hesap verme bekleyecek değiliz.