Çiğdem Toker: Meclis'teki bütçe maratonunda 'yok' denilen kaynakların nasıl harcanacağını okuyup dinleyeceğiz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2025 yılı için, 3 trilyon 5 milyar TL olarak kayda geçen vergi harcamasına yönelik eleştirilere karşı “Sanki hepsi şirketlere olacak, firmalara olacak gibi bir algı oluşturuldu; hiç de böyle değil” diyor.

Vergi harcamasının ayrıntılarını bir liste halinde şöyle sunuyor:

– Yatırımların teşvik edilmesi için 536,1 milyar TL, bu şirketlere sermaye dediğiniz şey, yatırımlar olsun diye yatırımcılara verdiğimiz teşvikler.

-İkincisi, iş gücü piyasasının geliştirilmesi ve istihdamın teşviki için bu prim destekleri -işçilere istihdam artsın diye verdiğimiz prim destekleri- 876,8 milyar lira.

-Eğitim, sağlık ve sosyal amaçlarla engellilere, yaşlılara, şehit dul ve yetimlerine sağladığımız destekler 259,2 milyar TL

-AR-GE, yenilik ve tasarım faaliyetlerinin teşvik edilmesi için 147,3 milyar TL

-Tarımsal faaliyetlerin teşvik edilmesi için 199,8 milyar TL

-Yatırım ortaklıkları ve fonları aracılığıyla yatırımların artırılması, TL tasarruflarının teşvik edilmesi için 816,7 milyar TL

-Altyapı, enerji ve ulaştırma ve diğer kalemler için 169,3 milyar TL

Listede, 2025’te insanca bir artış yapılıp yapılmayacağı merakla beklenen asgari ücret için bütçede belirlenen istisna da yer alıyor. Yılmaz, asgari ücret için yapılan vergi harcamasını 810,4 milyar TL olarak belirttikten sonra, tek başına bu kalemin, toplam vergi harcamasının yüzde 27’si olduğunu söylüyor.

Meclis’te bütçe maratonu yeni başladı ve önümüzdeki iki ay boyunca sürecek. Bu süre boyunca, her gün “yok” denilen “az” denilen kaynakların nerelere nasıl harcanacağını okuyup dinleyeceğiz.

Çiğdem Toker’in yazısı