“Bizim nereden geldiğimiz çok önemli değil, nereye gittiğimiz önemlidir. Diyarbakır’a daha önce az geldik. Diyarbakırlıların sorunlarını yeterince dinlemedik, haksızlık yaptık belki. Bizim kusurumuz olabilir ama telafi edeceğiz.” CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, genel başkan seçildiği kurultaydan altı ay sonra gittiği Diyarbakır’da yaptığı bu kritik özeleştiri, ertesi gün pek çok gazetenin manşetindeydi.
Söylendiği ana tanıklık ettiğim bu sözlerin üzerinden dört yıla yakın zaman geçti. O geziden en çok aklımda kalan diğer bir anekdot ise CHP otobüsünün, “hiç değilse taşlanmamasının”, bir teselli olarak dile geldiği o tuhaf ümit duygusuydu. Köprülerin altından çok sular aktı. Kılıçdaroğlu’nun, Diyarbakır’a “üçüncü yol” sloganıyla taşıdığı “yeni CHP”si, bugün umut yaratan bir sayfa açmaktan artık çok uzak.
“Parti içi güç savaşları”, “zemin kaybı” korkusu başta olmak üzere, bu başarısızlığın nedenleri başka bir analizin konusu. Kılıçdaroğlu söz verdiği gibi bu gezileri sistemli olarak sürdürse; bölgedeki CHP varlığını güçlendirme iradesini gösterebilse bugünkü tablo daha farklı olabilirdi.