Katar’a ‘komplo’ kurulduğu muhakkak. NATO’nun yardımıyla lime lime edilmiş Libya’da tüm Körfez gırtlak gırtlağa. Trump yönetiminin yeni dizaynının hedefine İran oturtulmuşken, şeyhliklerin İsrail’e göre hizalanmasını da artık lüzumdan saymalı.
Hemen öncesinde Foreign Policy’de ‘Katar payına düşeni yapmalı’ başlıklı makalenin yayımlanması da manidar. Körfez şeyhliğini ‘ikili oynamakla’ itham eden makalede, Katar ve El Cezire’nin 2000’lerde Irak işgali sırasında açık El Kaide taraftarlığı yaptığı anımsatıldı. Bugün de Irak ve Suriye’de yıkım gücü oldukları, ABD’nin çıkarlarına kâfi düzeyde hizmet etmedikleri belirtildi. Makalede Türkiye’nin de Katar’la aynı safta anıldığını aktarayım.
Riyad’daki ‘Trump küresinden’ askeri ittifak çıkmayacağı aşikâr. Tarihin ironisi yerli işbirlikçilerin mütemadiyen emperyal güçlerin ‘komplosuna’ uğramaları. Türkiye açısından ise korkarım ‘beterin beteri’ var. İhvan’ın sandıkçı anlayışı ve herhangi bir ‘direniş çizgisiyle’ çakışması ihtimaline dahi tahammül edilmeyeceği anlaşılan yeni bölge dizaynında, ismiyle cismiyle mutlak monarşiye geçmezsek iyidir.