Ceyda Karan: Biat kültürünü Batı'ya ihraç çabasıyla dünyaya maloluyoruz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Batılı demokrasilerde liderlerin mizaha bakışında hoşgörü sınırlarının genişliği ve esnekliği, esasen bir ilkeye, bir de sebebe dayanır. Sürekli izaha tenezzül de yoktur.

İlke şudur: Seçilmiş liderler, mevkileri icabı, kendilerini hedef alacak her tür saldırıya göğüs germekle de mükellef olmalıdır. Bulundukları ve kişisel fayda sağladıkları mevki, bazılarının onları sevmesini, bazılarının nefret etmesini getirecektir. Demokrasilerde bu bir nevi ‘tabiat kanunudur’

Sebep şudur: Mizahçılara bulaşmamak da bir ‘tabiat kanunudur’. Mizah kaçınılmaz olarak belli düzeylerde kışkırtma barındırır.

Şimdi elimizde ne var: Dünyada Böhmermann’a sempati artıyor. Başta şiirini nahoş bulanlar bile “aslında çocuksu bir naiflik var” yorumu yapar oldu.

Tabii “Ağızları torba değil ki büzesin” sözü en çok mizahçılar için geçerli. Bizim açımızdan mevzu sorunlarımızın daha çok dünyaya yansımasına yaradı.

Otoriter eğilimleri ve biat kültürünü Batı’ya ihraç çabasıyla dünyaya maloluyoruz. Rastgele…

Ceyda Karan’ın yazısı