Kararların tek elde toplandığı, Meclis’in önemini yitirdiği bir dönemde kulis haberciliği altında gazetecileri ve de dolayısıyla toplumu manipüle etmeye çalışanlar da çoğaldı.
…
Bir okur olarak şahsen Nergis Demirkaya’nın, Ayşe Sayın’ın, Yıldız Yazıcıoğlu’nun, Özlem Akarsu Çelik’in, Sultan Özer’in, Birkan Bulut’un, Duygu Güvenç’in, Tamer Arda Erşin’in, Sibel Hürtaş’ın, Altan Sancar’ın (isimlerini atladıklarım varsa özür dilerim) yazdıklarına güvenirim. Çünkü kulis haberciliğinin olmazsa olmazı, yalnızca duyduklarını aktarmadıklarına, doğrulatma çabasına giriştiklerine, daha da önemlisi deneyimleri nedeniyle manipülasyon girişimlerinin kokusunu alabildiklerine inanırım. Yalnızca kişilere özgü değil, hiçbir gazeteciye kefil olamayız elbette ama bu isimlerin siyasetçilerin kimi zaman tepkisini çekseler de yazdıklarının doğrudan yalanlandığı örneklere pek rastlamayız. Parlamento muhabirlerine ilişkin en bilindik eleştiri zaman zaman siyasetçilerle girdikleri yakın ilişkiler. Ancak mesafeyi okurun/izleticinin dahi fark edeceği kadar kaybedenler eskiden beri ya İstanbul’a transfer oluyor ya da siyasete.