Bununla birlikte Erdoğan uzun bir süre uluslararası ortamlarda İslamofobi’yi antisemitizmle birlikte anarak, benzerlik kurarak Müslümanlara karşı nefret söylemine savaş açtı ve böylece İslam dünyasında popülerliğini arttırdı.
Başörtülü bir bakana yapılan uygulama tam da bu çerçevede İslam karşıtlığının vücut bulmuş hali olacak ve Nazizm’le benzerlik tamamlanacaktı. Bu pragmatizm Avrupa’yı şoke etse de asıl hedeflenen içerideki seçmenler olduğu için sorun edilmedi.
Referandum için yaratılan bu gerginliğin evet oylarına ne katkı sağlayacağı bilinmez ancak uzun vadede bakıldığında sonuçlarından en çok Avrupa’da yaşayan Türklerin etkileneceği kesin. Üstelik artık güvendikleri liderlerinin meşruiyeti de ciddi zarar görmüş durumda. Erdoğan, içeriye mağdur görünmek için uluslararası arenada ‘mazlumun sesi’ olma misyonunu feda etti.
Sözde büyük mağduriyete karşılık alınan yaptırım kararları ise karizmasına zarar verecek denli cılız. Dahası “Bedel ödeyecekler” siyasetinde herkes el arttırma yarışına girdi.