Çin’in adı artık tüm uluslararası krizlerde tepkisi merak edilen bir süper güç olarak geçiyor. Her durumda Çin kendini çatışmaya taraf yapmayacak mesafeli bir tutum sergiledi. Bunda, hem ABD’ye karşı yürüttüğü bekle-gör siyasetinin payı var, hem de iç siyasette yeni açıkladığı beş yıllık kalkınma planının toplumsal yankılarını dengeleme kaygısı var.
Dış kamuoyunda Çin, ABD’ye kafa tutabilen bir süper güç olarak algılanırken, iç kamuoyundaki tartışmalar yönetimin halkın şikayetlerini artık görmezden gelemeyeceğini gösteriyor.
Çin’in 15. beş yıllık planında, sanayileşme planları önceki planları istikrarlı bir şekilde takip ediyor, beklenmedik bir gelişme yok. Esas büyük değişiklik, sanayi altyapısına yatırımın yanına “insana yatırım” vurgusunun da eklenmiş olması. Bu doğrultuda, ortalama yaşam beklentisini 80’e taşımak, yapay zeka gibi stratejik alanlarda hızla insan kaynağı yetiştirmek, göçmen işçilerin sosyal güvenlik kapsamını genişletmek ve doğurganlığı destekleyen politikaları ekonominin her kesimine entegre etmek, planlanan politikalar arasında.
Çin hükümetinin esas sınavı Hürmüz Boğazı’na donanma göndermekten ziyade, Çin’in süper güç statüsünün somut getirilerini kendi hayatlarında göremeyen genç kuşaklarla olabilir.