Yeni nesil çeteler sınır ötesiyle Gürcistan ya da Karadağ gibi ülkelerde bahis yazılımlarını işleten, sunucuları barındıran organizasyonlar sayesinde tanıştı. 2020-2021 yıllarında artan soruşturmalardan da bu ilişkilerle ve bu ülkelere kaçarak kurtuldular. Yasadışı göçmen trafiği Yunanistan’ı da bir atlama taşı olarak kullanmalarını sağladı. Avrupa’ya uzanan illegal koridorlar oluşturdular.
Mahallelerde başlayan çatışmalar sınır ötesine atlamıştı, aynı mahallede, hatta aynı sokaklarda büyüyenler birbirlerini Avrupa şehirlerinde kovalıyordu. Yöneticilerin bir kısmı kaçtıkları ülkelerde polis soruşturmasına uğradı, yakalandı, ev hapsi ya da hapis cezası aldı, bir bölümü iade edildi. Buna rağmen faaliyetlerini hız kesmeden sürdürdüler; haraç, tehdit, kurşunlama ve cinayetlere devam edebildiler. Adeta başı, gövdesi olmadan kollarıyla her yere uzanan bir organize suç manzarası oluşmuştu.
Üçüncü evrimin geldiği noktayı Alman Federal Kriminal Dairesi (BKA-Bundeskriminalamt) Federal Organize Suç Durum Raporu 2025 gösterdi. Rapora göre Almanya’da geçen yıl 668 organize suç vakasına karışan 5 bin 266 şüphelinin 664’ü Türk vatandaşı ya da Türk kökenliydi. BKA’ya göre “Gen Z Mafyası” olarak tanımlanan yeni nesil çatışma, şantaj ve cinayet girişimleriyle dikkat çekiyor, en önemlisi de ücret karşılığı “suç hizmeti” sunuyor.
Türkiye açısından bakıldığında, çok sayıda üyesi operasyonlarla cezaevine konan çetelerin, dünyanın başka ülkelerinde, özellikle Güney Amerika’da olduğu gibi, cezaevlerini kontrol edebilme ve ilişkilerini, en önemlisi “yönetişimini” sürdürebilme riski.
Böyle bakıldığında, Devlet Bahçeli’nin önayak olduğu geleneksel yapının barış ve konsolidasyonu, yeni nesil çetelerin önünü açabilecek çatışmaları engellemeyi öngörüyor. Bunun ötesinde, Avrupa’daki yayılma da dikkate alındığında, yeni nesil çetelerin artık bir “milli güvenlik” sorunu olarak görüldüğünü söyleyebiliriz.