Bu gibi durumlarda yapılabilecekler konusunda fazla seçenek yoktur. İyi-kötü bir ‘demokratik’ ülkedeyseniz, yapabileceğiniz de Meclis’te baskı yasası çıkartmakla sınırlıdır. Tayyip Erdoğan onu yapıyor zaten. İnternet yasası ile HSYK yasası ile özgürlükleri daraltıyor, ‘kuvvetler ayrılığı’nı adım adım kaldırıyor.
‘Yolsuzluk’ ve ‘zulüm’den ötürü ‘yakalandığınız takdirde’ -ki, iktidarın başına gelen budur- artık ‘duble yollar’ yerine ‘tek yol’ olarak ‘faşizan yapı taşları’nı döşemeye başlarsınız.
Tayyip Erdoğan’ın adım adım ‘faşizm’ yönünde yürümekten, bir ‘baskı rejimi’ kurmaktan başka çaresi yok. Çünkü, Gezi’ye yanlış yaklaştı. Ders almadı. Ayrıca, 17 Aralık’ta ortaya çıkan manzara da onun ‘geri dönüş’ yolunu kesti. ‘Darbe’, ‘Paralel devlet’, vs. söylemi bir yere kadar. ‘Yolsuzluklar’ın üzerini kapatmaya yetmiyor. Yetersiz kalındığı noktada ise mecburen ‘özgürlükler’in üzeri örtülmek isteniyor.