7 Haziran 2014 günü Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı göstere göstere, aksi yöndeki bütün veri, bulgu, karşılaştırma ve akılla alay ederek şehrin, memleketin, bölgenin canına okuyacak 3. havaalanı denen musibetin temelini attı. İstanbul’un cenazesinin de toprağını!
Törende dile getirdiklerini mantık, bilgi, adap dâhilinde değerlendirmek mümkün değil. Bütün bu olup bitenler vatandaşla, doğayla, cümle âlemle ve hatta uhreviyatla inatlaşmaktan, kibir ve azamet sarmalında şifa aramaktan başka bir şey ifade etmiyor.
İktidar Gezi’den ve ardından 17-25 Aralık ifşaatlarından bu yana “darbeci iç ve dış güçlerin” bu projeleri kıskandığı, sabote etmek istediği, anlamadığı, kendilerini küçümsediği vs. üzerinden algı oluşturuyor, kamuoyu yaratıyor. Ve büyük ihtimalle buna kendisi de inanıyor. “Çılgın”denen bu projelerdeki çılgınlık rant iştâhının önüne geçmiş durumda. İz bırakmak, kalıcı olmak, şirk koşmak, firavunlaşmak var bu çılgınlığın özünde.