İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) öğrencileri, yerleşkedeki binaların 5.8’lik depremde hasar görmesinin endişeye yol açtığını, beklenen depremin şiddeti göz önüne alındığında, fakülte binalarının en fazla hizmet vereceği dönemde yıkılmış olabileceğini belirtti.

İstanbul’da 26 Eylül günü meydana gelen depremde yerleşkedeki bazı binalarda ciddi hasarlar oluşmuş, bazılarının bodrum katında kullanılan betonun deniz kumundan imal edildiği ve çok sayıda kolonun rutubete bağlı olarak korozyona uğradığı belirmenmişti. Diş hekimliği fakültesi için de tahliye kararı çıkmıştı.
‘Acil harekete geçilmeli’

Öğrenciler, son depremde hasar gören binalar bir yana 17 Ağustos 1999 depremi sonrası değerlendirmelerde bazı klinik binalarının güvensizliğinin zaten raporlandığını hatırlattı.
Fakültenin, birikimi ve kapasitesiyle afet durumunda en erişilebilir ve aktif hizmet sağlaması gereken kurum olduğunu dile getiren öğrenciler, buradaki hizmetlerin güvenli binalarda yapılması için acil harekete geçilmesini talep etti.
‘Geleceğin hekimleri kimliğimizle sesleniyoruz’

İstanbul Tıp Fakültesi öğrencilerinin açıklamasının tamamı şöyle:
“Bizler yaygın olarak Çapa Tıp Fakültesi adıyla bilinen İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi’nin öğrencileriyiz. İstanbul Tıp Fakültesi; ülkemizin ilk ve en köklü tıp fakültesi olmanın yanında, halen verdiği hastane hizmeti, eğitim faaliyetleri ve geniş kitleler için nitelikli sağlık hizmetine ulaşmayı kolaylaştıran konumu ile Türkiye’nin en önemli tıp fakültelerinden biri. Yüksek puanlarla okumaya hak kazandığımız bu fakültede, tüm imkansızlıklara rağmen çok değerli hocalarımızdan eğitim alarak herkese faydalı olacak hekimler olmak için çalışıyoruz. Bu nedenle, sizlere sadece öğrenci kimliğimizle değil, geleceğin hekimleri kimliğimizle de sesleniyoruz.
26.09.2019 saat 13.59’daki deprem sonrasında, daha önceden raporlanmış hasarları olan hastane ve öğretim binalarımız gözlerimizin önünde yeniden hasar aldı. Rektörlüğümüzün yaptırdığı incelemeler sonucunda, kampüsümüzde yer alan Diş Hekimliği Fakültesi’nin ve İstanbul Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri binası, kütüphane ve öğrenci yemekhanesinin güvenli olmadığı saptandı. Ancak daha önemlisi, diğer klinik binalarımızın da 1999 depremi sonrası yapılan değerlendirmelerde güvenli olmadığının raporlanmış olmasıdır. Kısacası, büyük deprem sonrası unutulan gerçeklerle çok sert bir şekilde yeniden yüzleştik.
Beklenen depremin şiddeti göz önüne alındığında, ülkenin dört bir yanından gelmiş hastaları bu binalarda tedavi etmenin kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz. Çok endişeliyiz. Oysa fakültemiz, birikimi ve kapasitesiyle afet durumunda en erişilebilir ve aktif hizmet sağlaması gereken kurumdur. Bu fakültenin beklenen depremde yıkılması veya çalışamaz duruma gelmesi sadece bizleri, hocalarımızı ve o sırada hastanede bulunan hastalarımızın yakınlarını üzmeyecek, yılda 400 civarında birikimli hekim ve yüzlerce uzman yetiştiren kurumumuzun en çok hizmet sunması gereken dönemde yok olmasına yol açacaktır.
Bu bilinçle, evimiz olarak gördüğümüz bu fakültede hizmetlerin güvenli binalarda yapılması için ACİL olarak harekete geçilmesini istiyoruz. Olası afet durumunda başvurulacak olan merkezi konumumuzda, Çapa yerleşkesinde yerinde yapılandırma projelerinin hızla ve kararlı bir şekilde uygulanmasını, hizmet verdiğimiz halkımız başta olmak üzere hepimiz için talep ediyoruz.
Bu süreçte eğitimin üniversitemiz bünyesinde aksatılmadan devamının sağlanmasını ve öğrenciler olarak sorunların çözümüne aktif olarak katılmayı talep ediyoruz. En acil talebimiz hasarlı binaların tahliye edilmesi, kampüs içinde ve çevredeki arazilerde hızla kurulabilecek prefabrik binalarla eğitim ve sağlık hizmetinin sürdürülmesidir.
Bu bildiri bağlamında halkımızın, hastalarımızın, yerel ve merkezi yönetimlerimizin, hocalarımızın, asistanlarımızın, hemşirelerimizin ve bütün personelimizin desteğini ve halkımızla birlikte hareket etmeyi arzuluyoruz. Fikir ayrılıklarıyla bölünmek için değil, birlik olup ortak çözüm üretmek için buradayız.”