19 Mayıs bayramı nedeniyle Erdoğan için gençlerle bir program ayarlamışlardı.
Milli sporculardan oluşan bir heyet, AKP tarafından en ince elekten geçirildikten sonra seçilen birtakım gençler Erdoğan’la aynı masaya oturmuşlar sohbet ediyorlar.
Hepsi çok saygılı, kuzu gibi oturuyorlar, Erdoğan ne zaman söz verse söze mutlaka “Sayın cumhurbaşkanımızın büyük katkıları ile kazandığımızın bu madalya” falan diye başlıyorlar.
Program 19 Mayıs günü öğleden sonra bütün yandaş haber kanallarında yayınlandı.
Hepsinde aynı anda yayına girdi ama anlaşıldığı kadarıyla “canlı” değildi.
Çünkü hiçbir TV kanalı ekrana “canlı” logosu koymamıştı.
Anladığım kadarıyla Erdoğan’la program erken saatlerde belki birkaç gün önce çekilmiş, montajlanmış, yandaş medyaya aynı saatte hepsinin birden yayınlaması talimatı verilmiş.
Programın bir yerinde yandaş medyanın “esprili anlar” diye tanımladığı diyaloğa tanık olduk.
Erdoğan, Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları’nda altın madalya alan Masa Tenisi sporcusu Abdullah Öztürk için, “Abdullah çok farklı bir delikanlı. Masa tenisinde bir beni yenemedi ama tüm dünyayı yendi” dedi.
Öztürk, “Sayın Cumhurbaşkanım sizi dünya yenemedi ben nasıl yeneyim” karşılığını verdi.
Basit ve espri gibi gözüken bu konuşma tam bir kurgu.
Çünkü böyle bir konuşmanın aynısı yaklaşık 100 yıl önce Atatürk ve güreşçi Mehmet Çoban arasında geçmişti.
1928-1940 yılları arasında güreş dalında birçok uluslararası madalya kazanan Mehmet Çoban Milli Güreş Takımı, İtalya`yı mağlup ettikten sonra, Atatürk tarafından Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne davet edilmişti.
Tüm güreşçileri tek tek kutlayan Atatürk, Mehmet Çoban`a, “Sen, herkesi kolayca yeniyorsun Mehmet” demiş, sonra ilave etmişti: “Seninle güreş tutsak, beni de yenebilir misin?”
Çoban, mahcubiyet içinde, başını öne eğerek: “Sizi bütün cihan yenemedi Paşam, ben nasıl yenebilirim?” cevabını vermişti.