Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan kişi (bugün ve sistem değişmezse yarın da öyle olacak, o makamda kim oturursa otursun) eskisi gibi sembolik bir görevde değildir. Bugünkü sistemin cumhurbaşkanı çok güçlendirilmiş bir başbakandır aslında. Partilidir, icra yetkisi vardır, üstelik görevini yerine getirirken başta parlamento olmak üzere hiçbir kurum tarafından da denetlenememektedir.
O halde artık meclisin açılışını cumhurbaşkanının yapmasına gerek yoktur. Bu görev meclis bakanı tarafından yapılmalı, açılış konuşmasından sonra tercihen grubu bulunan siyasi partilerin başkanlarına 3-5 dakikalık bir iyi niyet konuşması hakkı verilmelidir. İşte bu noktada muhalefet nedense çok etkisiz ve sessiz kalıyor. Hatta öyle ki bazı parti genel başkanları mevcut cumhurbaşkanını tarafsız olmamakla suçlamakta ve “ben seçilirsem parti başkanlığından istifa edeceğim” bile demektedir.
Açık söyleyeyim bu parlamenter sistemde “Ben başbakan olursam parti başkanlığından istifa edeceğim” demek kadar tuhaftır.