Bugün yapay zekâya ödev yaptırıp kusursuz çıktılar alanlar, dışarıdan bakıldığında mükemmel görünebilir; kaynaklar dizili, mizanpaj kusursuz, anlatım parlatılmıştır.
Fakat öğrencinin zihninde bunun gerçek bir nörolojik karşılığı yoksa, o metin sadece “iyi paketlenmiş bir boşluktan” ibarettir.
Bu araçları okullarda yasaklamak bir çözüm değil, tam aksine cehaleti görünmez kılarak büyütmektir. Asıl yapılması gereken, yapay zekâ okuryazarlığı kavramını eğitim sistemine entegre etmektir.
Bir hesap makinesi nasıl matematiğin, formüllerin ve sayılarla kurulan mantıksal bağın yerine geçmiyorsa, yapay zekâ da insan düşüncesinin yerine geçmemelidir.
Yeni dönemin “iyi öğrencisi”, yapay zekâdan en uzun cevabı kopyalayan değil; ona en doğru ve rafine soruyu soran, gelen yanıtı kendi akıl süzgecinden geçiren ve en nihayetinde kendi özgün cümlesini kurabilen insan olacaktır.
Yapay zekâyı bir kaldıraç gibi kullanıp üretim kapasitesini artıranlar devasa projelere imza atarken; hazır cevapların konforuna kapılanlar kendi “düşünme kaslarını” geri dönülmez bir şekilde köreltecekler.