'Büyük kaptan' Totti'nin vedası ve düşündürdükleri

 

CAN SERTOĞLU 

Roma şehrinin futbol efsanesi Francesco Totti, geçtiğimiz günlerde 40 yaşında kulübü AS Roma’ya ve futbola muhteşem bir törenle veda etti.

Töreni baştan sona canlı izleme fırsatı bulacak kadar şanslıydım, zira bu bir veda töreninden çok daha fazlasıydı. Tıpkı futbolun kendisinin futboldan çok daha fazlası olduğu gibi.

70 bin kişilik Roma Olimpiyat Stadı’nın tıklım tıklım dolduran taraftarın çoğunda olduğu şekilde, yoğun duygularla şunları düşündüm.

Temsil ettikleriyle anılacak

Fotoğraflar: Reuters

Totti kariyerindeki ilk ve tek transferini 92 senesinin sonunda, henüz 16 yaşındayken Roma’nın 19 yaş altı takımından A takımına yapmış. Neredeyse 25 sene sonra bu kulüpte futbolu bırakırken, muazzam istatistiklerinden ziyade olduğu insan ve temsil ettikleriyle anılacak gibi görünüyor.

Binlerce insanın kontrolsüzce süzülen gözyaşlarına kendininkilerle cevap veren Totti’nin yüz ifadesi ne çok şey anlatıyordu aslında!

Onur, gurur, doğruluk, dürüstlük, sağlamlık, tevazu ve minnet… Çoğu bugün profesyonel hayattan sanata, siyasetten spora toplumların merkezi etki-tepki alanlarında izine pek rastlanamayan değerler.

Totti bunları ve daha fazlasını 21’inci yüzyıl futbol endüstrisi gibi, bu değerleri yok saymaya ve yok etmeye meyilli bir mekanizmanın tam ortasında muhafaza etti.

Zarafetinden ödün vermeden savaştı

Köklerine bağlı kaldı büyük kaptan. Başta Real Madrid olmak üzere, kariyerinin zirve yaptığı dönemde baş döndürücü, cazip tekliflerle gelen tüm kulüpleri reddetti.

Doğduğu şehre, yetiştiği kulübe, köklerine sadakat önde geldi onun için. Bir kaptana yakışacağı şekilde, gemisini her ahval ve şerait altında savundu. Savaştı Totti, zarafetinden ödün vermeden.

Öyle ki, bir futbolcu ve forvet olarak neredeyse kırmadığı rekor kalmadı. Roma forması altında 619’u İtalya Birinci Ligi Serie A’da olmak üzere 786 maç, bu maçlarda toplam 307 gol. Serie A’da oynadığı maçların 200’ünde (yaklaşık her üç maçta bir gol) toplamda 250 gol atmak…

Ne böyle sayılar, ne de böyle bir kariyer bir futbolcunun hayatında kolay erişeceği mertebelerdir. Tüm bunlara rağmen, kendini kulübün önünde tutmamış, kendi kariyeri ve başarısını 90 yıllık bir geçmişi ve geleneği olan AS Roma’nın hizmetinde bulundurmaktan gocunmadan, alçak gönüllülükle adamış.

‘Sahne’ günün kahramanının

Veda töreninin en güzel yanlarından biri, bunu tüm taraftarların son derece iyi bildiğini ve anladığını gösteren, yürekten gözyaşlarıydı. Bunu en iyi şekilde yakalayarak, muazzam bir canlı yayın prodüksiyonuyla ekrana aktaran rejiyi de ayrıca takdir etmeli.

Buna müsaade edense, bu büyük adamın, stattaki ve ekran başındaki sevgilileriyle paylaştığı bu çok özel 20 dakikaya müdahil olmayan, kadraja girmeyen, Totti’nin etrafını sarmayan, yolunu kesmeyen, sahneyi istemeden de olsa günün kahramanından çalmaya mahal vermeyecek kadar şuurlu olan basın mensupları, kulüp ve stat yetkililerinin davranışlarıydı.

Bir o kadar güzel olan da, kaptanın bugünlere gelebilmesindeki rolü aşikar olan pırıl pırıl ailesinin görüntüsüydü. Hayalleri olan ama kendi çekirdek ailesi olmayan birine aile kurmayı istetecek kadar.

Bu temaşanın yürek burkan tek tarafı, ülkemizde bu tip şeylerden ve anlardan ne kadar uzaklaştığımız. Güzelliğin ve iyiliğin, doğruluk ve dürüstlüğün, saygı ve sevginin adeta gettolaştırıldığı yeni Türkiye’mizde kaptan diye mesela Arda Turan’a maruz ve mecbur kalmadığımız günlere; umutla!