Burak Tayiz: Sürdürülebilirlik yalnızca tüketim son­rası atığı toplamak değil

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye 1 Temmuz itibarıyla depozi­to sisteminde yeni bir döneme geçti. Plastik, cam ve alüminyum içecek amba­lajlarını iade eden vatandaşlara ambalaj başına 1 TL teşvik verilecek. Şişe maki­neye girecek, sistem ambalajı tanıyacak, vatandaş iade bedelini alacak. Basit, an­laşılır, uygulanabilir bir mekanizma.

Depozito sistemi bireye net bir görev ve­riyor. Aldığın ambalajı çöpe atma, sisteme geri ver. Bu, açık ve ölçülebilir bir sorumlu­luk. Fakat plastik meselesi yalnızca tüke­ticinin elindeki son şişeden ibaret değil. O şişe üretilmeden önce başlayan, rafta çoğa­lan, kampanyalarla hızlanan, tüketim alış­kanlıklarıyla büyüyen, atık yönetimiyle de­vam eden ve kimi zaman sınır aşan bir eko­nomi var.

Bu zincirin yalnızca son halkasına bakar­sak, sorunun en kolay yönetilebilir kısmını görmüş oluruz. Oysa mesele sadece boş am­balajın nereye atıldığı değil; o ambalajın ne­den bu kadar çok üretildiği, neden bu kadar hızlı tüketildiği ve neden çevresel maliye­tinin bu kadar kolay görünmez hâle geldiği.

Sürdürülebilirlik, yalnızca tüketim son­rası atığı toplamak değil. Atığın nasıl oluş­tuğunu, hangi üretim modelinin bu ambalaj bolluğunu sürekli yeniden ürettiğini, geri dönüşüm kapasitesinin bu yükü ne ölçüde taşıyabildiğini ve çevresel maliyetin kimle­rin hayatına yüklendiğini de sormak.

Burak Tayiz’in yazısı