Geçtiğimiz bir ayın sonunda, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi trafiği çökmüş durumda. Transit geçişler yüzde 95’in üzerinde azaldı, bu da enerji ve gübre akışlarını aksattı. Enerji fiyatları sert şekilde yükseldi. Fiyatlar ABD Başkanı Trump’tan gelen açıklamalarla bir yukarıda bir aşağıda. Öngörüde bulunabilmek çok zor.
Diğer taraftan, çatışma bölgesi hem üretim hem de önemli bir ticaret yolu olarak küresel gübre arzının merkezinde yer alıyor. Artan enerji, gübre ve ulaşım maliyetleri, gıda üretimi, arzı ve fiyatları için riskleri artırmış durumda. İran ve Körfez ülkeleri de dahil olmak üzere Hürmüz Boğazı bölgesini etkileyen çatışmanın tırmanması, gübre piyasalarına giderek daha fazla yansıyor; enerji ve nakliyedeki aksaklıkları tarım piyasalarına, gelecekteki gıda arzına ve ticarete bağlıyor.
Senaryolar tablosunda öngörülen ‘en olumlu senaryoyu’ geride bıraktık. Bu savaşın kısa sürede sonlanması ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasıyla petrol ve doğalgaz sevkiyatlarına başlanmasıydı. Bu senaryoya göre; petrol fiyatları kısa sürede 75-80 dolar/varil fiyatına geleceği, ekonomilerde önemli tahribatlar yaratmayacağı, toparlanmanın kısa sürede olacağı ve olası zararların yönetilebilir bir seviyede kalınacağı geniş bir kabul görmüştü.
Şimdi pek de öyle olmayacağı anlaşılıyor. Atlantik Paktı yıkılmış gözüküyor. ABD ve İsrail’in ortak savaşı sadece onların savaşı olarak kaldı. Bu savaşta ne Avrupa ülkeleri var ne de Amerika’nın kadim dostu İngiltere.
Piyasalar yine de tüm bu olup bitenlere karşı son derece iyimser ve her fırsatta olası bir barış iyimserliğini satın alıyor. Fakat ne yazık ki, merkez bankaları aynı iyimserliği paylaşmıyor.