Böyle giderse siyasi iradenin çıkarları uğruna daha çok 'şehit' veririz!

 

mertMERT YILDIZ

mertyldz@gmail.com/@my2048

Freud’a göre tesadüf diye birşey yoktur. Her şey etki tepkidir…

Soma’daki facianın üzerinden altı ay geçmeden bir maden kazası daha. Tesadüf mü? Siz karar verin…

Soma faciasından hemen sonra bir torba yasa daha tartışıldı, meclis tatile girdi, gündem değişti, seçim oldu, meclis açıldı, Kobani oldu derken biz Soma’yı unuttuk ama meclisimiz unutmadı. 10 Eylül günü torba yasa yürürlüğe koyuldu.

Ölenlerin yakınlarına sus payı derken

Dört ay önceki faciaya tamamen tepki olarak, sorunun nedenini anlamadan, ölenlerin yakınlarına bir sus payı olarak hazırlanan torba yasa çok geçmeden bir başka kazanın sebebi oldu.

Torba yasaya göre artık bir gün bile yeraltında çalışan işçiler kıdem tazminatına hak kazanıyordu. Günlük çalışma saati altıyı geçemeyecek ve işçiler haftada en fazla 36 (!) saat çalışabilecekti. Linyit ve taşkömürünün çıkarıldığı maden iş yerlerinde çalışan işçilere ödenecek ücret, asgari ücretin iki katından az olmayacaktı.

‘Kara’ gerçekler…

Yerli kömür fiyatları günden güne düşüyordu. Kömür, doğalgazla rekabet edemiyor, devlet yerli kömür üreticisine yardım etmiyor, yerli kömür ise Afrika’dan, Avustralya’dan, Polonya’dan gelen ucuz kömürle rekabet edemiyordu.

Düşen kömür fiyatlarıyla madenlerin gelirleri de düşüyordu. Torba yasa ise giderlerin neredeyse yüzde 50 artmasına sebep oluyordu. Artık küçük işletmeci için kar yoktu.

…Ve Karaman’da olanlar

12 Eylül tarihinde Karaman’ın Ermenek ilçesinde dokuz maden ocağının yetkilileri bir toplantı yaparak çalışmakta olan işletmelerini durdurma kararı aldı.

Ermenek’teki maden ocaklarının işletmeyi durdurma kararı sonrası 1500 maden işçisi işsiz kalmıştı.

Faaliyetlerine devam eden maden ocakları ise çareyi üretimi artırmakta bulmuştu. Sığ yerlerdeki kömür tükenmişti. Daha derini kazmak, daha fazla risk almak gerekiyordu. İşçiler ise işsiz kalmamak için bu şartları kabul etmek zorundaydı.

Sonunda olan oldu. Soma’yla başladı, torba yasayla devam etti ve Ermenek’leburalara gelindi…

İşsizliğin en düşük olduğu il!

İşin en trajikomik yanı ise Karaman ilimizin, yüzde 4.2 işsizlik oranıyla işsizliğin en düşük olduğu il olması!

Karaman sanayiciler arasında bisküvinin başkenti olarak bilinir. Türkiye’de üretilen üç bisküviden biri Karaman çıkışlıdır. O kadar çok üretim var ki 2012 yılında Karaman Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyeti Başkanı Kemal Boynukalın, “Karaman göç almadığından, kentte çalıştıracak işçi bulunamıyor. Şehirde her türlü fabrikanın işçiye ihtiyacı var” demişti.

Arz talep dengesizliği

Bir ilde, bir yanda, hesapsızca, oy uğruna çıkartılan yasa sonucu işsiz kalan 1500 ve ölüme terk edilen 18 kişi; diğer yanda, aynı ilde 150 kilometre ileride çalıştıracak işçi bulamayan fabrikalar…

Bunun ekonomideki adı emek piyasasında arz talep dengesizliği. Madencilikte işsizlik artıyor, imalatta işçi ihtiyacı var. Fakat madenciyi fabrikaya koyamıyorsunuz çünkü oradaki işi bilmiyor.

Çaresi var: Devlet çalışma yaşında olan bireyleri yerin 350 metre altından doğaya zararlı madenleri çıkartmaya değil, katma değeri daha yüksek sektörlere yöneltmek için meslek okullarına göndermeli.

Ama meclisimiz hala anı yaşamaya devam ediyor. Sorunların köküne inmek yerine oy almaya dönük politikalar üretiyor. Sonunda aşağıdaki görüntü ortaya çıkıyor.

Böyle giderse Ermenek son olmayacak. Ölenler ‘şehit’ olacak. Siyasi iradenin çıkarları uğruna verilmiş ‘şehit‘ler tabii…

mert-gorsel-1