Biri Gelecek Ya Da Bir Şey Olacak

H. AYHAN TİNİN

Sanat da var / Tiyatro

insanatinart@gmail.com

Yeni bir yıla girerken en çok umudu arar insan…

GoUnity (Neden?) Tiyatro’nun ‘Biri Gelecek Ya Da Bir Şey Olacak’ oyunu, 2025’e birkaç gün kala ümidin kapısını açtı gönlümde…

Ahmet İnam hocanın müthiş bir yaşam öyküsü kitabı vardı. Yıllar önce okumuş, ismine hayran kalmıştım. ‘Mutsuzluk Ahlaksızlıktır’. Oyun bana bu muhteşem cümleyi anımsattı.

Oyuncu/Yazar Caner Şahin ve oyuncu Tuğçe Yolcu ile diğer tüm ekip iyi bir işe imza atmışlar.

‘Biri Gelecek Ya Da Bir Şey Olacak’ parkta intihar etmek için cesaretini toplamaya çalışan bir adamın sayıklamalarının arasında hayatla yüzleşme anlarının, bazen trajik bazen komik biçimde seyirciye anlatılmasıyla oluşan bir metin.

Genç bir yazar olduğu düşünülürse; Caner Şahin’in kaleminin zengin olduğunu söyleyebiliriz.

Biri Gelecek Ya Da Bir Şey Olacak. Fotoğraf: @gounity_ / Instagram

Oyunculuk açısından ise heyecanını kontrol altına aldıktan sonra seyirciyi yakalayan Caner Şahin, buna emin olduktan sonra; sahne vurgunu diye tanımlamayı sevdiğim bir rahatlama/güven duygusuyla tempoyu biraz elden kaçırdıysa da Tuğçe Yolcu’nun sahneye çıkmasıyla iyi bir ikili enerji içinde oyunu tekrar yukarı çektiler. Tuğçe Yolcu’nun da oyunculuğu rahat, akıcı ve yüksek enerjiliydi.

Bir yazar ve giderek daha iyi olacakları ümidini veren iki genç oyuncu; umuda ihtiyacımızın çok yüksek olduğu bugünlerde iyi bir karşılaşma oldu.

Oyunun genel tasarımına baktığımız zaman pek de ihtiyaç olmayan ve küçük bir salonda oldukça rahatsız edici bir işlev yüklenen sis makinası şart mıydı diye yeniden düşünmekte fayda var. Işık tasarımı iyi olmakla birlikte sahnenin fiziki yapısından kaynaklı bazı alanlarda oyuncuların yüzüne yanlış gölgeler düşüyor, dikkat etmek iyi olacaktır. Benzer bir şekilde efektlerin ses gücü ile sahnedeki oyuncunun sesi bazı bölümlerde üst üste biniyor, bunların da gözden kaçırılmaması gerek.

Tabii ki bütün bunları söylerken, genç bir özel tiyatronun sahnede ne kadar prova yapma olanağı bulabildiğiyle ilgili güçlüklerin varlığını peşinen kabul ediyoruz.

Tiyatro yapmak, hele ilk adımı atmak; bugünün koşullarında tam bir kahramanlık.

Bu bağlamda da GoUnity’yi kutlamak gerek!

Oyunun temas ettiği insan halleri üzerinden baktığımızda, günümüzün şehir haramisi tüketim simsarları ile plaza cemaatleri, borsa sevicileri ve kredi zebanileri arasında genç bir adamın; kusurlarıyla sevilme ve önemsenme istediğinin, karşılıksız bir aşka dönüşmesinden muzdarip (kelime bilinçli kullanılmıştır) olup intihara karar verdiği, bir gecelik zaman aralığını anlatıyor.

Kahramanımız parkta, farkında olmasa da kendi kahramanını beklemektedir.

Hayatın yüzüne karşı sustuğu, tekinsiz yalnızlık zamanlarında genellikle bekler insan…

Öfke ve hüzün arasında, onları şakayla sağaltmaya çalışarak, sancılar bulutunda bekler…

Oyunda söylendiği gibi ümit birinin gelmesindedir ya da bir şey olmasında; yoksa vazgeçmek kaçınılmazdır.

Yüzleşemediğimiz şey; modern insanın şiirini çoktan kaybetmiş hayatının, belirsizlik ve bekleyişlerden ibaret olması değil mi?

Gergin karanlık sabahlarla başlayan günlerin, daha gergin karanlık akşamlarla tamamlandığı; kredi kartı borçlarıyla gelen hafta sonlarının ‘Hadi bir şey yapalım’ telaşıyla koşturarak yaşandığı ve elli iki hafta tamamlandığında ‘E ne oldu şimdi yani?’ diye sorulduğu halde, cevabından hızla kaçınılan zaman aralığına hayat demenin anlamını, yeniden sorgulamak gerekmez mi sizce?

Oxford sözlüğü ve TDK’nın seçtiği yılın kelimeleri ‘Beyin Çürümesi’ veya ‘Kalabalık Yalnızlık’ kimseyi korkutmuyor mu?

Bütün Pirus zaferlerine alıştık mı doğum günü kutlamalarında?

Bu tatsız tuzsuz durumlardan, taburcu olma ihtiyacında değil mi çoğunluk?

Merhamet yok!

İyilik yok!

Masumiyet yok!

Acıma yok!

Hayatımızda sevgiyi çoğaltmak için biri gelmeli ya da bir şey olmalı ki çığlığımız duyulsun… Yaşasın hayat!

Bu umut veren oyunu, umut veren şahane genç insanları seyredin, tiyatroyu seyircisiz bırakmayın.

2025’de umuda inanın…