Bir vicdan tümörü olarak Erdoğan
B

Mustafa Alp Dağıstanlı
Mustafa Alp Dağıstanlı
Gazeteci. Kitapları: 5Ne1Kim? - Gazeteciliğin Mutfağından Sansür - Otosansür Hikayeleri, Bildiğin Gibi Değil - Osmanlı, Anekdotlar: Edebiyat Tarihimizden Anılar, Tanıklıklar

 

20140211 dağıstanlıMUSTAFA ALP DAĞISTANLI

mustdagistanli@gmail.com

Soma madenindeki katliamla ilgili lafları, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan derhal kurtulmamız gerektiğini gösteriyor. Mesele, siyasi bir çekişme konusu olmaktan çıkmış durumda.

Gezi isyanı son derece siyasi bir olaydı, fakat siyasi olanı aşan bu durum kendini orada da göstermişti: Merkez medyanın suskunluğu ve bu suskunluğu fırsat bilen ‘yeni merkez’ medyanın yalanlarıyla dimağı dumura uğrayan AKP seçmeni, Recep Tayyip Erdoğan’ın palavralarını hakikat sanmakla kalmamış, insaf, vicdan ve akıldan uzaklaşmıştı. ‘Yabancı odakların komplosu’, ‘vandalizm’, ‘Türkiye’ye karşı bir oyun’, ‘aşırı uçların işi’, ‘eski düzene dönme heveslileri’, vs.

Gezi’de fark edemediler belki

Gezi’de bir isyan vardı ve işte başından itibaren (ne iyi ki) son derece siyasi bir olaydı; ve aşırı kutuplaşmış bir toplumda, yine aşırı kutuplaşmış ve gazetecilikten tamamen çıkmış bir medya ortamında Başbakan’ın ‘yüzde 50’sinin akıl tutulmasına gark olması bir bakıma anlaşılabilir bir şeydi. Erdoğan’ın zırvalarıyla vicdanlarının da zehirlendiğini fark edemediler belki.

Bu kez de mi görmeyecekler?

Fakat Soma madenindeki katliam üzerine ettiği laflar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın habis bir vicdan tümörü, azılı bir hakikat katili, aklı yiyen bir virüs olduğunu AKP seçmenine de göstermiş olmalı. AKP seçmeni, yapıştığı bendenin kanını emerek şişen ve sonunda öldüren kene misali, bedenine yapışıp aklını, vicdanını, irfanını emerek şiştikçe şişen egosuyla Erdoğan’ın cinai varoluşunun hasımlarından ziyade kendileri için bir tehdit olduğunu bu kez de mi göremeyecek?

Bu habis tümör, homojen bir kitle olmayan ‘karşı’ tarafta ya başından beri var olan nefreti büyütüyor ya da zaman içinde oluşan nefreti körüklüyor veya nefret yaratıyor.

Bu, başlı başına kötü bir şey, fakat çok bildiğimiz de bir şey aynı zamanda. Siyasi liderler, yalın bir vakıa olarak, toplumun kimi kesimleri tarafından sevilir ve desteklenir, kimi kesimleri tarafından da muhalefet edilir, sevilmeyebilir, peki, nefret de edilebilir.

Mesela, “Bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz” gibi zehirli vecizeleriyle ünlü Süleyman Demirel, şimdi sadece hafıza kaybına tutulmuş olmakla değil, asıl siyasi ilkesizlikle malül kimi CHP’liler tarafından kıymetli devlet adamı mertebesine çıkarılmış olsa da nefret yaratan bir habasetti.

Vicdan, irfan ve akıl körelmesi

Bir liderin toplumda büyük nefret uyandırması, şüphesiz çok önemli bir sorun ve toplumsal bünyede çeşitli problemler olduğunun göstergelerinden de biri. Fakat yine de, ‘karşı’ tarafın payına düşen bu nefret, liderin kendi seçmenine yaptığı kötülüğün yanında çok önemsiz. Çünkü, madenci katliamıyla ilgili o lafları eden Recep Tayyip Erdoğan’ın nasıl bir habis tümör olduğunu ve kendi bünyelerinde de nasıl yayıldığını hala idrak etmeyip sineye çekerlerse, AKP seçmeninin ve destekçilerinin payına düşen vicdanlarının, irfanlarının, akıllarının körelmesi olacak.

Nefret insanı kör eder, vicdanı budar, aklı kaçırır; fakat eskiden maruz kalınan haksızlıkları hatırlatıp eski veya yeni korkuları payanda yaparak gözümüzün önündeki zulüm ve haksızlıkları sineye çekmek veya meşrulaştırmak, sessiz kalarak da olsa desteklemek de insanı birçok bakımdan kesinlikle köreltir.

Erdoğan’dan kurtuluş savaşı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a haddini bildirmek, ağzının payını vermek, dahası bu habis var oluş halindeki bir siyasi liderden kurtulmak, hiçbir şeyin değilse bile destekçilerinin vicdanının kurtuluşudur. Bu kurtuluş savaşını onlar yerine başkası veremez, ama onların kurtuluş savaşı herkes için verilecek bir savaştır aynı zamanda.

Hâmiş: Erdoğan’sız bir AKP de mümkün. Yoksa, değil mi? Eğer mümkün değilse bu nasıl bir siyasi parti? Erdoğan’ın gidişi, AKP’nin bitişiyse başlıbaşına çok önemli bir sorunla karşı karşıya değil miyiz? Yazarı, çizeri, fikir adamı, siyasetçisiyle AKP’lilerin bunları tartıştığını görmedim.