BURAK KILIÇ
İstifa kelimesi köken olarak af dileme ve hesap verme anlamları taşır. Ne ironi ama(!)
‘Bahçe’nin ‘Fener’inde ufuk karardı, deniz çekildi, kara göründü. Kadıköy’de bozkırdan bozma bir yalnızlık var artık. Yalnızlık beladır ha!
Diğer yönetimlerle, siyasetle, hocayla, oyuncuyla en çok da taraftarla edilen kavgaların sonunda yerde kalan Aziz Yıldırım yönetimi oldu. Öyle bir ayırdı, öyle yalnızlaştırdı ki herkesi…
Sırasıyla; taraftar Aatıf’a (garibim, ilk taşı en masumu yedi) hoca oyuncuya, basın hocaya, oyuncular mesleklerine, camiaysa her birine sırtını döndü. Birbirini seven kalmayınca ev, hane değil virane oldu.
Yıllarca yanlış karılan harçtansa geriye yıkılan binanın molozları kaldı.
Köşeye çekilerek olmaz
Kurup baştan yapmak iyidir, ders çıkarırsın. Ama telaşla yeniden kurarak değil. Önce ‘isti’fa’ edilecek, af dilenecek. Sonra hesap sorulacak. Kör terazi hizaya gelince; işte o zaman yeniden inşa olacak. Öyle köşeye çekilerek olmaz. Hem, plaketle uğurlamak, büyük başkan nidaları atmak, varsa bugüne kadar yapılmış doğru; en çok o doğrulara haksızlıktır. Adaletsiz övgü, dalkavukluktur efendim. Nedametsiz veda olmaz.
Advocaat camı çerçeveyi indirdi
Yönetimin yaptığı hatalara çokça değinildi. Mükerrere düşmemeli. Biraz da hocaya kulak verelim. Maçtan sonra yaktı gemileri Hollandalı. Bir kulübün içindeki dedikoduları anlatmadı. Tası tarağı kırdı döktü. Şeffaflıktan ziyade bir şey bu. Şişkinlik, patlamışlık hali. Dediklerinin çoğuna imza atılır. Ama her şeye rağmen bu eleniş, ötesiyle berisiyle hocaya yazılır.
Sezon arasına kadar aksak da olsa mesafe kat eden takımı, bir inat uğruna tuttu formasından uçurumun kenarına getirdi. Transferler yapılmadı diye göze soka soka Aatif’ı tribünlerin önüne attı, oyuncularını yerin, formayı itibarsızlığın dibine soktu.
Haklı olmak kırıp dökmeyi gerektirmez. Hoca maşallah! Camı çerçeveyi indirdi. Pereira sonrası yılana sarılır gibi Advocaat’a sarılan Yıldırım yönetimini gözlerine baka baka boğdu.
Bir devir de böyle sonlandı. Mayıs’ta görüşmek üzere.
Not: Tunca ismi sarp sıradağlar demekmiş. Hey maşallah bre!