MESUDE DEMİR
@mesudedemirr
Türkiye küresel ısınmadan en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Sıcaklığın tahmin edilen de hızlı arttığını belirten eski Çevre ve Şehircilik Bakanlığı müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk, hazırlanmak için acilen mevcut ve yeni tüm binalarda Avrupa Birliği (AB) normlarının esas alınması gerektiğini söyledi.

21 Haziran’da, küresel ortalama yüzey sıcaklığının 365 yıllık ortalaması, sanayi öncesi dönemin 1.64°C üzerine çıktı. Üstelik önümüzde daha da sıcak olması beklenen temmuz ve ağustos var. Sıcaklıkların üzerine nemin de etkisi eklenince sorun büyüyor.
30 yıl öncesine göre atmosfer, yaklaşık yüzde 10 daha fazla su buharı barındırıyor. Her 1 derecelik ısınmada atmosfer yüzde 7 daha fazla su buharı tutuyor.
2023 yazı insanlık tarihinde kaydedilen en sıcak yazdı. Sıcaklıkların sanayi öncesi seviyelerin 2 derece üzerine çıkması durumunda yaklaşık 750 milyon insanın yılda bir hafta potansiyel olarak ölümcül nemli ısıya maruz kalabileceği hesaplanıyor.
Nem sıcaklığın öldürücü gücünü artırıyor

Öztürk ‘yaş/ıslak termometre sıcaklığına‘ dikkat çekiyor. Bu, sabit basınçta suyun buharlaşmasıyla havanın soğutulabileceği en düşük sıcaklık. Başka bir deyişle, sıcaklıkları ısı ve nem kombinasyonu olarak ölçüyor. Kuru termometre sıcaklığıysa bildiğimiz ortam sıcaklığı demek. Sıcaklığın yanısıra nem, binanın toplam enerji kullanımını etkileyen önemli faktör. Öztürk bununla ilgili Türkiye için bir çalışma yapılması gerektiğini düşünüyor.
Nemli ısıyla baş etmenin kuru ısıyla baş etmekten daha zor olduğunu hatırlatan Öztürk, “Küresel kaynama çağı başladı. Küresel ısınmanın etkisiyle ölümcül yaş termometre sıcaklıklarının sıklığı artırıyor. Sadece sıcaklığı değil, yaş termometre sıcaklığını da kontrol etmeliyiz” dedi. Çünkü nem sıcaklığın öldürücü gücünü artırıyor.
Özellikle deniz, göl, akarsu ve hatta baraj bölgelerinde yüksek nem kuru sıcaklıkla birleşerek hissedilen sıcaklığı oluşturuyor. Termometrenin ölçtüğü kuru sıcaklıklara göre yüksek nemin etkisiyle hissedilenin 10-15 derece daha sıcak olduğunu belirten Öztürk, “Şanlıurfa gibi kuru bölgelerde dahi sıcaklık 3-4 derece daha yüksek hissediliyor” dedi.
Öztürk sıcaklıkların böyle devam etmesi halinde özellikle soğutmada ciddi miktarda enerji tüketilmesi gerekeceğini hatırlattı: “İç ortamları soğutmak için ciddi enerji tüketilmesi gerekiyor. Soğutma için enerji tüketirken bir yandan hava tekrar ısıtılıyor. Bir anlamda girdabın içine giriliyor. Ayrıca ülkeler artık sadece sıcaklık değil, hissedilen sıcaklığı da düşürmek için uygun ve daha az enerji gerektiren tedbirler alıyor.”
‘Enerji savurgan olmamak için önlem almalıyız’
AB ülkelerinde metrekare başına, yılda en fazla 60 kWh (kilovat saat) enerji tüketilmesi için harekete geçildi. Yeni binalar buna göre inşa edilirken, mevcutların bu norma uyması isteniyor. Hatta Almanya binalarını enerji verimli hale getirmek için bir milyon yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyduğunu, ilk etapta kendi de yetiştirmek ve eğitmek kaydıyla 500 binini ülkeye alacağını duyurdu.
Binaları enerji verimli hale getirmek üç temel adım atılması gerekiyor. Tamamen yalıtılması, ısı pompalarıyla ısıtılıp soğutulması, çatıların güneş tarlasına (yenilenebilir enerji) dönüştürülmesi. Türkiye’nin binaları soğutmak için metrekare başına yılda 150-250 kWh enerji tükettiğini anlatan Öztürk şöyle devam etti: “Çok fark var. Bu da bizim enerji savurgan kullanan, enerji talebi artan bir ülke haline gelmemize neden oluyor. Yeni termik santraller, yeni HES’ler açılıyor. İşte batı buna dur diyor. Biz de binaları yalıtalım, ısı pompalarına geçelim ve yenilenebilir enerjiyi teşvik ederek ülkemizde karbon emisyonuna dur diyelim.”
Pek çok ülke doğalgazı bırakıyor
Almanya’nın yanısıra Fransa, İngiltere, Norveç gibi pek çok ülke doğalgazlı ısınmaya son veriyor. Isı pompasına geçiyorlar. Çünkü ısı pompaları basit bir buzdolabının çalışma prensibine sahip. Ancak buzdolabı tüm ısıyı içeriden dışarı verip içerisini soğuturken, ısı pompası dışarıdaki ısıyı içeriye transfer eder. Hava, toprak veya sudan aldığı düşük derecedeki ısıyı, ev sıcaklığına yükseltir. Doğalgaz, kömür, akaryakıttan beş kat daha az enerji tüketiyor.
Öztürk, Türkiye’nin de binaları enerji verimli hale getirirken, nemi de yok eden sistemleri devreye sokmak zorunda olduğunu vurguladı: “Aksi durumda yüzde 20-30 oranında hatalı bina yalıtımı yapmış oluruz. Bu durum nem değerine bağlı olmakla birlikte ortalama yüzde 20 dolayında daha fazla enerji tüketilmesine neden oluyor. Enerji tüketimini aşağıya çekmek için de bizim ülkemizde maalesef ne mevzuat, ne kural, ne de kaide var. Yönetmelik çıkarılması, mevzuatın revize edilmesi gerekiyor ama aşırı müdahale var. Enerji savurgan ülkeden, enerjiyi verimli kullanan ülkeye dönmemiz lazım.”
Yeryüzü hızla ısınıyor. Türkiye küresel ısınmanın etkilerini yaşamaya başladı bile. Bu konuda geç kalmadan önlemler alınması gerektiğini vurgulayan Öztürk, şöyle devam etti: “Alınmazsa örneğin elektrik hatlarında, trafolarda çok ciddi patlamalar olacak. Yangın riskleri artacak. Özellikle binalarda enerji tüketimini azaltmamız şart. Enerjinin bir damlası dahi kıymetli, israf etmeden kullanmalıyız.”
Islak termometre sıcaklığı nasıl ölçülür?
Öztürk’ün verdiği bilgiye göre,ıslak termometre ölçümü, termometrenin suya batırılmış bir bezle kapatılmasıyla yapılır. Suyun kumaştan buharlaşarak sıcaklığın düşürülmesi süreci, insan vücudunun terle nasıl soğuduğunu yansıtıyor. Yüzde 100 bağıl nemde yaş termometre sıcaklığı kuru hava sıcaklığıyla aynı. Ancak daha az nemde bu daha düşük.
Endişeler genellikle insanlar için ‘eşik’ veya ‘kritik’ ıslak termometre sıcaklığı. Bu nokta sağlıklı bir insanın yalnızca altı saat hayatta kalabileceği sıcaklık. Genellikle 35°C olarak kabul edilir (ıslak termometre sıcaklığı). Bu da yaklaşık yüzde 75 bağıl nem ile 40°C kuru hava sıcaklığına eşdeğer.
Yüksek ıslak termometre sıcaklıklarının neden tehlikeli olduğuna gelince… Çünkü insanlar terleme yoluyla ısının yaklaşık yüzde 80’ini kaybeder. Dolayısıyla hem nem hem de hava sıcaklığı yüksek olduğunda fazla ısıyı atmak zorlaşır. Ter çok nemli koşullarda çok yavaş buharlaşır. Yalıtımlı ve klimalı bir odaya çekilemediği sürece hayatta kalma aralığının ötesinde ısınır ve organlar bozulmaya başlar.
Yüksek ıslak termometre sıcaklığı, hayatta kalma sınırını azaltır. Islak sıcak hava dalgaları, diyabetin yanı sıra kardiyovasküler, solunum ve böbrek rahatsızlıklarından dolayı hastaneye kaldırılma ve ölüm oranlarının artmasıyla ilişkili. Özellikle çocuklar, yaşlılar, kalp rahatsızlıkları ya da diğer kronik hastalıkları olanlar gibi savunmasız kişiler için önemli sağlık risklerine neden olabilir.