ECE PİROĞLU
@EcePIROGLU
ecepiroglu95@gmail.com
Uzun süredir sinemaseverlerin desteğiyle ayakta kalmaya çalışan Beyoğlu Sineması’nın akıbetini işletmecisi Utku Ögetürk’e sorduk.

İstanbul’un en eski sinema salonlarından 33 yıllık Beyoğlu Sineması, tıpkı Emek ve Rexx sinemaları gibi kültürel tarihimizin kayıpları arasında karışmak üzere.
Bu Beyoğlu Sineması’nın yaşadığı ilk zorluk değil. 2017 yılında da benzer süreçlerden geçmiş ve kapanma kararı almıştı. O dönem sinema yazarları Cem Altınsaray ve Utku Ögetürk sinemayı Baha Serter’den devralmıştı. Hayata geçirilen ‘sadakat kartları’ kampanyası izleyiciden büyük ilgi görmüş ve toparlanmasını sağlamış, sanatçıların ve sinemaseverlerin desteğiyle yaşamaya devam etmişti.
Ancak koronavirüs pandemisinde salonların iki yıl kapalı kalması, dijital film ve dizi platformlarının yaygınlaşmasıyla insanların eve yönelmesi sonucunda salonlar boş kaldı. Açık kalarak her geçen gün daha fazla zarara uğrayan sinema, beş yılın ardından yeniden kapılarını kapatmak zorunda kaldı.
Beyoğlu Sineması’nın durumunu, gelinen süreci sinemanın işletmecisi Utku Ögetürk’le konuştuk.
Beyoğlu Sineması’na ne olacak?
Gönlümden geçen Beyoğlu Sineması’nın 1989’dan bu yana olduğu gibi aynı misyon ve vizyonla yerinde kalması. Umarım öyle olur, biz bayrağı teslim eder ya da uygun bir sponsor aracılığıyla sinemanın faaliyetine devam etmesini sağlar, ardından bayrağı teslim ederiz.
Bu sürece nasıl gelindi?
Beyoğlu Sineması’nı, sinema yine benzer bir durumdayken 2017 yılında Cem Altınsaray ile birlikte kapanmasın diye devralmış, sinemaseverlerin desteğiyle bu koşulları sağlamış; daha sonrasında Beyoğlu Sineması’nı uzun yıllar tek başıma işletmiştim. Ancak, mevcut borcu kapattık, artık önümüze bakabiliriz dediğimiz dönemde maalesef ki pandemiyle yüzleştik ve sinema salonları yaklaşık iki yıl kapalı kaldı.
Bu noktada kiracı olmamız bizi çok etkiledi açıkçası. Sürecin en başında oluşan kira, aidat ve elektrik borçlarını desteklerle karşılasak da süreç uzadıkça bu ödemeler borç hanemize yazdı; borcu borçla kapamaya çalıştıkça daha büyük bir sarmalın içerisine düştük. Ve içerisinden nasıl çıkacağımı bilmediğim bu durum daha büyük sorunlara yol açtı.
‘Bu karar zorunluluktu’
Yine bir umut, sinemayı açtığımızda, güncel giderleri karşılayabiliriz diye düşünsem de, pandemi ve öncesinde oluşan giderleri bir türlü ödeyemedik. Bugün gerek bu ödemeler, gerekse film firmalarına yapamadığımız ödemeler sebebiyle sinemanın faaliyetine devam edemiyoruz. Ayrıca, açık konuşmak gerekiyor ki benim kişisel olarak yaşadığım maddi manevi zorluklar da bu yorgunluğun bir parçası olarak sinemaya zarar vermeye başladı. Kısacası ne kadar istemesem de bu karar bir noktada zorunluluktu aslında.

20 gün kapalı kalacak diye bir söylenti var.
Öncelikle biz 20 gün kapalıyız gibi bir söylemde bulunmadık. Herhangi bir süre belirtmeden, daha fazla zarar etmemek için kapılarımızı kapattık. İçerisinde bulunduğumuz Halep Han’ın güvenlik görevlilerinden biri sinema kapalıyken böyle bir şey söylemiş sanırım. Bir de çok soruluyor diye kendince oraya bir de kağıt asmış, bir gazeteci de bunu haber yapmış. Biz sosyal medya hesaplarımızdan durumu özetleyen bir açıklama yaptık ve asılan kağıdı da kaldırttık.
Devir görüşmeleri nasıl gidiyor?
Aslında kısa bir süredir, biraz daha kulaktan kulağa yayılacak şekilde görüşmeler yapıyorduk. Ancak, maalesef son anda gerçekleşmeyen durumlar da olunca, daha geniş bir kitleye duyurmanın sinemanın geleceği için daha uygun bir çözüm olacağını düşündük. Paylaşımdan sonra sinemanın yaşaması için ilgilendiğini söyleyen birçok kişi, kurum ve marka ortaya çıktı. Ancak, sanırım henüz yolun çok başı.
‘Mal sahiplerinin insiyatifinde’
Açıkçası, devir işlemleri olmazsa bir şekilde çözüm aramaya devam edeceğim. Ancak, olmadığı taktirde Beyoğlu Sineması bulunduğu yerden çıkmak durumunda kalacak ve devamında mal sahiplerinin insiyatifinde nasıl bir yere dönüştürüleceğine bakılacak. Umuyorum ki böyle bir durumla yüzleşmek zorunda kalmayız.