Berkay Kemal Önoğlu: İlkesizlik makyajlanıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İnsanlarla bire bir konuşunca bu daha net görülüyor. Oturup oy verdiği partinin programını tartışamıyorsun. “Sen neyi savunuyorsun?” diye sorunca başka, “Partin neyi savunuyor?” diye sorunca bambaşka cevaplar geliyor.

Zaten ortada gerçekten bir parti mi var, yoksa ne zaman ne için çalıştığı belli olmayan devasa kampanya makineleri mi, o bile tartışmalı.

“Neden böyle?” diye soruyorsun. Hemen aynı cümleler geliyor: “Türkiye sosyolojisi”, “seçim matematiği”, “stratejik oy”… Kısaca ilkesizlik makyajlanıyor. İnsanlar savundukları değerlerin toplumda karşılık bulmayacağını düşündüğü anda o değerlerden vazgeçiyor.

Ya da bu seçim sistemi, siyasi partiler kanunu ve atmosfer insanları böyle düşünmeye zorluyor. Sonra da ortaya tuhaf bir yarış çıkıyor: Sağcılaşma yarışı, tarikatlara şirin görünme yarışı, patronlara daha fazla yaranma yarışı, NATO’ya daha fazla güven verme yarışı…

Bir bakıyorsun 6 Mayıs’ta Deniz Gezmiş’ler için çıkılıyor ve tam bağımsızlık sloganları atılıyor ama partinin mutfağında kadrolu NATO’cular cirit atmaya devam ediyor. Sabah 1 Mayıs meydanlarında emeğin iktidarı nutukları çekiliyor, akşam holding mantığıyla yönetilen belediyelerde ihale hesapları dönüyor.

Bir gün Nazım Hikmet paylaşılıyor, ertesi gün Necip Fazıl güzellemesi yapılıyor. Bir tarafta Machado’ya tebrikler, diğer tarafta Erdoğan’a “Sen meşruiyeti ABD’den alıyorsun” lafları aynı anda havada uçuşuyor. Sonunda ortaya ne olduğu belli olmayan, omurgasız, şekilsiz bir siyasi yapı çıkıyor.

İdeoloji yok. Program yok. Net bir yön yok.

Berkay Kemal Önoğlu’nun yazısı