Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Yönetme ve değiştirme potansiyeli olan 50 yaş altı insanlarının büyük kısmı başka bir ülkede ve başka koşullarda yaşamı arıyorlar. Çünkü ülkenin sorunlarının çözüleceğine inançlarını kaybediyorlar. Giderek ortak yaşama arzu ve iradeleri eksiliyor. İlk bireysel savunma stratejisi olarak da evlenmekten, çocuk sahibi olmaktan kaçınır, başka bir ülkedeki yaşam fırsatını kollar hale geliyorlar. Bu ekonomi politikaları ile ekonomik sistemin sürekli kriz üretmesi kaçınılmaz görünüyor. Sürekli ekonomik kriz hali toplumun ekonomik politikalarına güvensizliğini artırıyor. Güvensizlik başta enflasyon dahil ekonomik krizleri daha da derinleştiriyor. Bu durum da yaşadığımız sarmal döngülerden bir tanesi.
Görüldüğü kadarıyla hükümet gelir dağılımındaki bozulmayı ve derinleşen yoksulluğu doğrudan nakit yardımlarıyla kendine oy desteği satın alma döngüsüne çevirmiş durumda. Fırsat eşitsizliğine toplumsal rıza nasıl üretiliyorsa benzer biçimde sosyal yardımlarda ve hatta kamu hizmetlerine erişimde de toplumsal rıza bir bakıma zoraki üretiliyor. Bu sayede muhalefete geçen yerel yönetimleri sıkıştırma, silkeleme politikalarına zemin oluşturuluyor. Topluma deniyor ki “Sosyal yardımlardan yararlanmak istiyorsan, yerel hizmetlerde iyileşme istiyorsan, çocuğuna kamuda istihdam imkânı istiyorsan iktidara oy vereceksin.”
İktidar toplumsal rızayı her zaman zoraki üretmiyor. Aynı zamanda toplumun belirsizlikten kaçınma duygularını manipüle ederek istikrar vaadiyle üretiyor. Kimi zaman da toplumsal gururu, coşkuyu yükselten gelişmeler toplumsal rızayı inşa ediyor.