Bekir Ağırdır: İki sahte üniversite para ve kayıtla öğrenci alıyor, diploma veriyorlarmış

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Medyadaki haberlere göre gerçekte olmayan iki sahte üniversite para ve kayıtla öğrenci alıyor, diploma veriyorlarmış. Haberler üzerine YÖK açıklama yapmış, “Yurtdışında üniversite okumak isteyen adaylar, mezun olduktan sonra herhangi bir mağduriyet yaşamamaları ve insanların üniversite hayallerini suistimal eden, onları dolandıran kişi ve kurumların ağına düşmemeleri için Yükseköğretim Kurulu Tanıma ve Denklik Hizmetleri Daire Başkanlığı’nın https://denklik.yok.gov.tr internet sayfasındaki bilgilendirmeler ile tanınan üniversiteleri kontrol etmeleri ve ona göre yurtdışı yükseköğretim kurumlarına kayıt olmaları önem arz etmektedir. Kurulumuz, yurtdışında öğrenim görmek isteyen vatandaşlarımızı bilgilendirmek amacıyla tanınan yükseköğretim kurumları listesini erişime açmış olup e-devlet sorgulamalarında veya doğrudan kurulumuza başvurularda bu konuda bilgi alınabilmektedir” demiş… Yani vatandaş listelerden bu üniversitelerin varlığını kontrol etseymiş, paralarını kaptırmasaymış. Tıpkı tosuncuklara, kara para aklayan fenomenlere, sahte kripto para vurguncuları için vatandaşa “Kanmasaydınız” demek gibi.

O zaman sorulacak soru şu: “Devlet ne için var?”

Devlet, hukuk, siyasi iktidar hayatı biçimlendirir, düzenler ve denetler. Bu nedenle de olanı seyretmeyle yetinmez. Olması gerekeni düzenlemek, denetlemek sade vatandaşların işi değil devlet ve iktidar aygıtlarının, mekanizmalarının işi. Yukarıdaki iki olaya ek yüzlerce başka örnek verebiliriz.

28 Şubat darbesi, Marmara depremi, 2000 ve 2001 ekonomik krizlerinin yarattığı büyük toplumsal travmanın spontane gelişen sloganıydı: “Nerede bu devlet?”

Şu iki olay bile gösteriyor ki 25 yıl sonra tekrar geldiğimiz nokta yine ne yazık ki bu: “Nerede bu devlet?”

Bu 25 yılda dünya da Türkiye de çağ değişimi yaşadı. Teknolojik sıçramanın boyutları ve etkileri, yerkürenin ritim değişikliğinin ürettiği riskler ve fırsatlar, toplumsal değişim 25 yıl önce hayal edemeyeceğimiz seviyelere ulaştı. Türkiye ekonomik, teknolojik ve sosyolojik olarak değişti, kuşaklar da değişti.

Bekir Ağırdır’ın yazısı