Baş karıştıran deyimler
B

Mustafa Alp Dağıstanlı
Mustafa Alp Dağıstanlı
Gazeteci. Kitapları: 5Ne1Kim? - Gazeteciliğin Mutfağından Sansür - Otosansür Hikayeleri, Bildiğin Gibi Değil - Osmanlı, Anekdotlar: Edebiyat Tarihimizden Anılar, Tanıklıklar

MUSTAFA ALP DAĞISTANLI

mustdagistanli@gmail.com

Bize derin bir boşluk bırakan güzel ruhlu, iyi huylu Kikimizin tatlı anısına

Geçen gün akademisyen bir arkadaşın köşe yazısında “Başınızı şişirmeyeyim” diye bir deyim gördüm. Doğrusu ‘kafa şişirmek’tir. Aman canım n’olacak, diye geçiştirecektim ki aklıma Karagöz’le Hacivat’ın şu konuşması geldi:

Hacivat: Benle baş bulma dedim sana, ciddi bir iş yapıyoruz burada.

Karagöz: Ona kafa bulmak derler Hacı Cavcav.

Hacivat: Ne derlerse derler, hadi yaylan, kafamı belaya sokma benim.

Karagöz: Başımı, Hacı Cavcav, başımı. Başımı belaya sokma’dır doğrusu.

Hacivat: Hay Cavcav’ın batsın, baş kafa derken başımı karıştırdın, yaptın mı beğendiğini?!

Karagöz: Hayır be cancağızım, başın değil kafan karıştı.

Hacivat: Üstüme gelme iki gözüm, şimdi baş atacağım suratının ortasına.

Karagöz: Olsa olsa kafa atarsın Hacı Cavcav…

Hacivat: Al sana kafa o zaman! Şimdi aklın kafana gelmiştir inşallah.

Karagöz: Aklım başımda zaten cahil Cavcav. İnsan arkadaşına el kaldırır mı hiç!

Hacivat: Sabrımı zorlarsan el de kaldırırım, kafa da kaldırırım.

Karagöz: Yaptığın bu yanlışlar da benim sabrımı zorluyor Hacı Cavcav, ona başkaldırmak derler. Hem bana başkaldırana kadar Sultan’a başkaldırsana, bak ne kötülükler ediyor, hayatımızı nasıl mahvetti, görmüyor musun?

Hacivat: İstiyor ki baş sallasın herkes. Benim gibi işinde gücünde olanlara bile kafasıbozuklar deyip başımı bozuyor bu sultan bozuntusu.

Karagöz: Söylediklerinin hangi birini düzelteyim Hacı Cavcav? Bu Sultan bile, prompterden okumasa bile senin kadar hata yapmaz konuşurken. Ona kafa sallamak derler biiir, disiplinsiz falan davrananlara başıbozuk derler ikii. Sultan senin başını değil kafanı bozuyor üüüç.

Hacivat: Kafa tutmaktan başka çare yok Karagözüm.

Karagöz: Hah işte sonunda en doğru ve tek doğru lafı ettin Hacı Cavcav.

Bütün kelimelerin yerli yerinde kullanılması esastır, nüansları gözetmek gerekir. Özellikle eşanlamlı kelimeleri kullanırken dikket kesilmek iyidir.

İş deyimlere geldi mi yerli yerindelik başka bir boyut kazanır, ince ayrıntılardaki hatalar değil, kaba yanlış anlamalara yol açabilecek sapıtmalar söz konusu olabilir çünkü. Özellikle eşanlamlı kelimelerle kurulmuş deyimlerde.

Kafa’lı ve baş’lı o kadar çok deyim var ki Karagöz’le Hacivat’ın atışmaları sürüp gidiyor, ben bir bölümünü verdim sadece. Baş da kafa da gerçek ya da mecaz birçok şey anlatıyor, ama genel olarak şunu diyebiliriz: Baş bir hiyerarşiyi, öndeliği, önceliği, yüksekliği ifade ediyor: başöğretmen, dağbaşı, elebaşı, sıranın başı, çeşmebaşı… Kafaysa aklı, beyni, psikolojiyi ifade ediyor: kafamız bozuluyor, kafamız alıyor ya da almıyor, kafamız güzel oluyor, kafa ütülüyoruz, bazan birilerini kafasız (akılsız, aptal) buluyoruz, kafamızı dinliyoruz, kafamızı topluyoruz ya da toplayamıyoruz… Kamus-i Türki ‘baş’ karşılığı ‘akıl, fikir, zeka’, Kubbealtı Lugatı da ‘mecaz’ diye belirtip ‘akıl, fikir, şuur, zihin’ anlamlarını veriyor, ama 12. ve 13. sıralarda, başat anlamları bunlar değil.

Yine de bu genel sınıflandırmanın dışına çıkan kullanımlar yok değil. Her durumda bağlama, anlatmak istediğimiz şeye en uygun deyimi bulmak gerek. Deyimi kuran eşanlamlı kelimeleri karıştırmak iyi sonuç vermez. Şu iki cümleyi ele alalım:

“Başımdan neler geçti bir bilsen.”

“Kafamdan geçenleri bir bilsen.”

İlki, birinin maceralar yaşadığını anlatır. İkincisi düşünceleri, hayalleri. Burada eşanlamlı iki kelimeyle kurulmuş iki ayrı deyim var, karıştırmak kolay değil. Yine de bu yanlışın işlendiği örnekler beklerim ben -ortam kötü.

Bazı karışıklıklar da kahkaha attırır:

Dün akşam meyhaneye gidip başı çektik.

Maden karşıtı direnişin kafasını köylü kadınlar çekiyor.

Başımı dağıtmak için dün ormanda yürüdüm.

Bu başla bir halt olamazsın.

Şu kimya dersi bir türlü başıma girmiyor.

Şunu başına sok: çalışmadan başarı yok.

Takımı yenilince çocuk başı yedi.

Başka deyimlerden de birkaç örnek verelim de kapatalım bu konuyu:

Beygiri alan Üsküdar’ı geçti.

Ülkede mafya babaları beygir oynatıyor.

Genç yaşta şakaklarıma beyaz düştü.

Hayır, kimseden para yardımı istemeyelim, maden direnişi kimseye hamile kalmamalı.

Abdülhamid istibdadına parmak ısırtacak bu günler beklenmedik gelişmelere hamile.

Heriflerden biri kirli kirli bakıyor, öbürü kirli kirli sırıtıyordu.

Ayakkabı kutularında sadece paralar değil, başka pis çamaşırlar da ortaya dökülmüştü.

Herifin ayakkabı kadar dili var.

İktidar yel ekip duruyor, fırtına biçecek.

Yere bakan kalp yakan insanlarda bir iblis tüyü vardır.

Muhalefet bu politikalarıyla seçmenin yüreğini kazanamaz.

Bu yanlışlar yüreğimi kırdı, artık devam edemeyeceğim.

DİLE GELENLER

‘Ve’ deyip geçmeyin. Bizim her şeyi bilen televizyon yorumcularını bilirsiniz. Hemen her cümleye -ne anlamda kullandıklarını bilemediğim- ‘dolayısıyla’ diye başlıyorlardı. Şimdi bunu da yetersiz bulmuş olacaklar ki ‘ve dolayısıyla’ diyorlar. Güler misin, ağlar mısın? Raci Aksop.