Barış Terkoğlu: E-Nabız'ı tasarlayan şirket uygulamanın kopyalanarak satıldığını söylüyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

E-Nabız uygulamasının satışı ile uygulamadaki vatandaşlara ait sağlık verilerinin satışı birbirinden farklı şeyler. İlki ticari bir mesele. İkincisi ise açık suç. Haliyle, vatandaşların “veriler tehlikede mi” endişesi Türkiye gerçeğinde haklı olsa da mahkemeye yansıyan tartışma sadece “uygulamanın satışı”na dair. Peki Sağlık Bakanlığı ne dedi: “E-Nabız Kişisel Sağlık Kaydı Sistemi, Bakanlığımızın amaç ve hedefleri doğrultusunda tasarlanarak geliştirilmiş ve tüm unsurları ile Sağlık Bakanlığına aittir. Sağlık Bakanlığından izin almadan hiçbir ülkeye satılamaz ve Bakanlığımızdan izinsiz kullanılamaz.”

E-Nabız sistemi 2014’te Bilbest tarafından tasarlanarak Bakanlığa kullanım hakkı verilmiş. O tarihten sonra, fikri mülkiyeti Bilbest’in olmak üzere, Sağlık Bakanlığı E-Nabız sisteminin kullanım haklarına sahip olmuş. Bakanlık, 2016 sonundan itibaren ise sistemin işletmesi için Tiga ile çalışmaya başlamış. Bu sırada E-Nabız’ın kodlarını Tiga ile paylaşmak için sistemi kuran şirketten izin de istemiş. Şirket de sadece sistemin kullanımı için bu kodların paylaşılmasına izin vermiş. İşte kavga da buradan sonra başlamış. Zira Bilbest’e göre Tiga bu aşamadan sonra E-Nabız’ın üzerine konmuş. Tiga’ya göre ise bu kodları gördükten sonra kendileri E-Nabız benzeri uygulamaları yeniden tasarlamışlar. Elbette hakimler bu düzeyde bilgisayar bilmiyor. Konuyu bilişim uzmanlarına havale etmişler. Hazırlanan 5 kişilik bilirkişi heyeti raporu, E-Nabız’ın kopyalanarak yeni bir yazılım üretildiği, bunun bir ihlal olduğu kanaatine varmış.

Yani E-Nabız’ı tasarlayan şirket, E-Nabız’ın kopyalanarak satıldığını söylüyor. Bakanlık çalışanlarından bir grup da doğruluyor. Mahkemeye giren bilirkişi raporu, çeşitli broşür ve haberler de bunu teyit ediyor. Elbette kararı mahkemeler verecek. Ancak Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci’nin çabalarıyla, garip bir şekilde, bakanlık iki şirket arasındaki hesaplaşmada Tiga lehine taraf oldu. Öyle ki Birinci’nin Tiga aleyhine atılan tweete soruşturma açtırması bile mahkeme dosyalarına girmiş. Peki ne olmalı? Madem E-Nabız söylendiği gibi Bakanlığın malı… Öyleyse bu davaları bizzat Bakanlığın açması gerekmez mi? Bakanlığın iki şirket arasında açık taraf olması yanlış değil mi? Bakanlığın E-Nabız’ın sanki kendi ürünleriymiş gibi pazarlanmasına itiraz etmesi, eğer Katar’a satılıyorsa “bu para Bakanlığındır” demesi, alıp devletin kasasına koyması gerekmez mi? Elbette gazetecilerin de şirketler savaşında taraf olmaması, sadece ama sadece kamunun çıkarını savunması gerekiyor. Gördüğünüz gibi, sorularımız kamuyu korumak için soruluyor.

Barış Terkoğlu’nun yazısı