Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Görkemli cenaze törenleri düzenlemekte, hüzünlü ağıtlar yakmakta ve “Unutmayacağız” sözleri vermekte üstümüze yok. Ama maalesef o kadar işte. Memleketin yası da tepkisi de hafızası da saman alevi gibi…
Cenk Yiğiter’i bilir misiniz? Bir dönem akademisyendi. Şimdi avukat. “Bir dönem” diyorum çünkü araştırma görevlisi olduğu Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden “Barış İçin Akademisyenler” bildirisine imza attığı gerekçesiyle ihraç edilmişti.
Takip edenler bilir; avukat Yiğiter, 20 Mayıs’ta Ankara’daki evinin önünde silahlı saldırıya uğradı. Yiğiter yaralandı, kurşun sol bacağından çıktı. Soruşturmada sadece 22 yaşındaki saldırgan İkbal Önal tutuklandı. Ancak tetikçinin 16 yaşındaki kardeşi E.Ö. ile tetikçiye silah temin eden Atillah ve Mehmet Karapınar serbest bırakıldı.
Cenk Yiğiter’e saldırının ilk duruşması, 13 Ekim’de Ankara 47. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Ancak yine dosyada bir ilerleme kaydedilmedi.
Avukat Yiğiter’e saldırı davası memleketin güvenliğine, yargının güncel haline ve dahası toplumun duyarsızlığına dair tam bir örnek dosya.