Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, darbe girişiminin ardından ‘teşvik edilen’ ihbar furyasında dozu artırarak, bakanlar kurulunda ve AKP yönetiminde ‘kripto FETÖ’ üyelerinin olduğunu düşünenlerin vakit kaybetmeden bildirmesini istedi.

Hürriyet’ten Aysel Alp’in haberine göre, AKP içinde de cemaat üyesi incelemesinin yapıldığını belirten Özhaseki, “Kripto FETÖ’cüler asıl AK Partinin yönetiminde, bakan düzeyinde var, ben isimleri biliyorum’ diyen hiç durmasın hemen bunları başbakana, cumhurbaşkanına söylesin. Saniye geçirmeden paylaşsın” dedi.
Bugüne kadar kendini saklamış, kurumlarda üst düzeye gelmiş ‘gizli FETÖ’cüler’in kripto olarak tanımlandığını söyleyen Özhaseki, şöyle devam etti: “Biz hem hakkında bilgi belge hem de vicdani kanaatle tespit ettiklerimizi atıyoruz. FETÖ’nün sendikasına üye olmuş, çocuklarını onun okullarına göndermiş, bayrak denilen haberleşme sistemi üzerinden konuşmuş olanlar için bir de ‘Bu adamı nasıl bilirsiniz’ diye soruyoruz.”
‘İstanbul’un kurtarıcısı’

Özhaseki bakanlığını ilgilendiren konulara ilişkin de açıklamalarda bulundu. Belediyelerin İçişleri Bakanlığı’ndan alınarak kendi bakanlığına bağlanacağını açıklayan Çevre Bakanı, belediyelerle ilgili her türlü izin, hukuki görüş ve denetleme yetkisinin de Çevre Bakanlığı’na geçeceğini, ‘şehir cinayetleri’nin önlenmesi için belediyelerde imar denetimlerinin başlayacağını belirtti.
Kendisinden önceki bakanlık yönetimini de “Bizim bakanlık ‘paralel belediye meclisi’ gibi çalışmış” diyerek eleştiren Özhaseki, bakanlıktaki yoğunluğu artırdığı gerekçesiyle plan tadilatı talepleriyle gelenleri geri çevirdiğini savundu.
Özhaseki şöyle devam etti: “Ben bu makama oturduğum günden itibaren ilan ettim, ‘Burası belediye meclisi değil, yoğunluk artışıyla bana gelmeyin’ dedim. Kartal, Tuzla, Pendik, Bakırköy, Kadıköy,Beşiktaş Ihlamur Parkı’nın olduğu yer başta olmak üzere iptal ettim. Bakırköy Veliefendi’de mevcut yoğunluğa 800-1000 tane rezidans eklenecekti ki bu hem Bakırköy’e hem İstanbul’a ihanet olurdu. İstanbul’da şu anda 2 bin 500 tane rezidans türü 100 metrekarelik yapıyı bu şekilde yok ettim. O kadar yoğunluktan İstanbul’u kurtarmış oldum.”
‘ÇED zulüm, otel deniz kenarına yapılır’
Ancak Özhaseki bu ‘ılımlı tavrı’nı doğal alanlardaki yapılaşma ve projeleri inceleyen çevresel etki değerlendirme (ÇED) sürecine yansıtmadı. ÇED kurallarının ‘zulüm’ olduğunu savunan Özhaseki, “Dünyanın her yerinde çevre korunarak yatırıma izin verilir. Biz put haline getirmişiz çevreyi. Bu taşkınlık da yatırımları engellemiş. Çevre yatırım dengesi lazım. Deniz kenarlarında 100 metre plan yapma yetkisi bize, Tabiat Varlıklarına ait. Elbette otel, deniz kenarına yapılacak. Tatile giden nereyi tercih ediyor, deniz kenarındaki oteli” dedi.
Yatırımcıların burnundan getirildiğini, o yüzden de yatırım yapılmadığını söyleyen Özhaseki, yakında önünü açacağı projeler olacağını aktardı.
“Halkın gitmediği, dağların arasından ulaşılabilen yerler var. Gidip yerlerine bakıyorum, helikopterle havadan bakıyorum. Önünün biraz açılması lazım. Ruhsatlarını vereceğim, gidip yapsınlar” diyen Özhaseki, santral projelerinin de ‘elektrik üretimi’ için şart olduğunu söyledi.
‘Teyzeleri dizip bağırtıyorlar’
Çevre Bakanı, doğaseverlerin yerel halkla birlikte düzenledikleri eylemleri de şöyle değerlendirdi: “Bin, bin 300 MW santral projeleri var; köylü teyzeleri dizip bağırtıyorlar. O teyzeler masum ama arkasında başka planlar var. Kömür santrallarının önü açılmalı, ÇED’de sıkıntıları giderip rahatlatmak lazım. İşadamları en çok ÇED sürecinin uzunluğundan şikayetçi. Önlem alıyoruz. 15 gün içinde yanıt gelmez ise ‘olumlu’ sayılacak. Bunun için yönetmelik ve tüzük değişikliği yeterli. Kapıda süründürmeyeceğiz yatırımcıyı.”