MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli “PYD/YPG terör örgütünün siyonist tuzağa kapılmadan, maksimalist heveslere aldanmadan 27 Şubat İmralı çağrısına müzahir hareket etmesi de en azından kendi hayrına olacaktır” dedi.

Yazılı açıklama yapan Bahçeli’nin gündeminde PKK’nın silah bırakması, Suriye’deki Dürzi kenti Süveyda’daki çatışmalar ve İsrail saldırıları vardı.
MHP lideri açıklamasında İsrail’i ‘bölge ve dünya barışının bir numaralı istikrarsızlık mihrakı’ ilan etti: “İsrail durdurulmalıdır, İsrail pişman edilmelidir, İsrail bedel ödemelidir. Bunun ne şekilde olacağını, yol ve yöntemlerinin nasıl sağlanacağını Türk devlet aklı en etkili biçimde temin edecek kuvvet ve muktedirliğe haizdir.”
Bahçeli’nin açıklaması özetle şöyle:
‘PKK’nın silahları yakmasıyla yeni bir evreye geçildi’
* Bölücü terör örgütü PKK’nın silahları yakmasıyla yeni bir evreye geçilmiştir. 27 Şubat İmralı açıklamasıyla gündeme gelen ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ sonuç vermiş, örgüt fesih kararını ilan ederek silahlara veda etabına geçmiştir.
* Bu zorlu etabın herhangi bir provokasyona maruz kalmadan belirlenmiş takvim ve yol haritası kapsamında sonuçlandırılması, en son silahın yakılmasıyla tamamlanması elbette kaçınılmaz bir ihtiyaç halini almıştır.
* Terörsüz Türkiye dünden alınan çetin ve meşakkatli derslerle bugün ve geleceğin emin ve ehil şekilde güvenceye kavuşturulmasıdır.
* Türkiye’nin yeni ahval ve durumuna ayak uyduramayanların, baş döndüren gelişmelere hazırlıksız ve dağınık şekilde yakalananların yalan ve iftiralardan medet ummaları, kara kampanyalara hız vermeleri bir bakıma bozulmuş mayalarının gereğidir.
‘Devletin pazarlık yaptığını iddia edenler müfteri’
* Devletin pazarlık yaptığını iddia edenler müfteridir. Al-ver sürecinin işletildiğini, kendisini fesih etmiş bir terör örgütünün yüksek bir aşamaya geçerek yeni kazanımlar elde ettiğini ileri sürmek namertçe bir saptırmadır.
* Hatta Sevr Antlaşması’nın bir maddesini dahi okumadan süreci makyajlanmış Sevr olarak mimleyenler ve böyle tevil etmeye çabalayanlar utanç çukuruna yuvarlanmışlardır.
* Bunun da ötesinde “Teğmenleri ihraç ediyorlar, PKK’lıları askere alıyorlar” iddiası düşmana bile taş çıkartan bir ağızdır. Terörü geçim kapısı görenlerin maması bitmiş, vanası kapanmıştır. Kandan, gözyaşından ve kutuplaşmadan siyaset üretenlerin suyu kesilmiş, umutları kırılmıştır.
* Türkiye’nin yeni dönemine intibak ve intikal zorluğu çekenlerin, devletin taviz ve teslimiyet döngüsü içinde olduğunu hezeyan ve hezimet içinde açıklamaları paçalarının tutuşmasına ve tükenmişlik sendromuna mahkum olmalarına kanıt ve karinedir.
‘İsrail’in Suriye’ye saldırması asla tesadüf değil’
* Bir grup PKK’lının 11 Temmuz’da silahları yakmasının üzerinden çok geçmeden İsrail’in komşu ülke Suriye Arap Cumhuriyeti’nin pamuk ipliğine bağlı halde bulunan huzur ve barış ortamına doğrudan saldırması asla tesadüf değildir.
* Üstelik PYD/YPG’nin Şam yönetimiyle imzalanan 10 Mart 2025 tarihli mutabakat zaptının uygulama safhasına geçilmesine ayak diremesi, verilmiş sözlerin tutulmasına yanaşmaması İsrail saldırısıyla aynı kümede ele alınması gereken maksatlı ve marazi bir açmazdır.
* Suriye’nin güneyinde Dürzilerle Arap aşiretler arasında fitne yayan, karışıklıktan istifadeyle Şam’ı bombalayan İsrail’in terör örgütlerinden daha aşağı bir seviyeye indiği açıktır.
* Siyonist vandallık terörsüz Türkiye ve bölge hedefine sabotaj yapmış, Suriye’nin güneyi-kuzeyi boyunca planlanan kaos koridorunu silah zoruyla inşa etmek için vahşet sarmalını genişletmiştir.
* Suriye Arap Cumhuriyeti’nin siyasi ve toprak bütünlüğü ülkemiz açısından ihlali ve inkarı düşünülemeyecek ilkesel tutum ve politikasıdır.
* İsrail’in sözde ‘Davut Koridoru’yla nereye ulaşmak istediği, bu suretle Anadolu sınırlarına dayanmak ve sonrasında da tutunmak için her türlü alçaklıktan istifadeye teşne olduğu her türlü izahtan varestedir.
* İsrail işbirlikçisi malum bir Dürzi şeyhinin bu yöndeki beklenti ve talebi de son derece tehdit içermektedir. Çatışmaların merkezinde yer alan Suveyda’dan kuzeye açılacak koridor şeytan koridorudur, Suriye’nin bölünmesidir, Türkiye’nin hedef alınmasıdır.
‘PYD/YPG’nin İmralı çağrısına müzahir hareket etmesi kendi hayrına olacaktır’
* PYD/YPG terör örgütünün Siyonist tuzağa kapılmadan, maksimalist heveslere aldanmadan 27 Şubat İmralı çağrısına müzahir hareket etmesi de en azından kendi hayrına olacaktır.
* M.Ö. 3000’den bu yana coğrafyamıza zehir katan, artan şiddet ve ölçekte huzursuzluk çıkartan siyonizmin böyle giderse mazlum milletleri müdafaa onurunu asırlar boyunca vicdanında taşıyan Türk milletiyle karşı karşıya gelmesi mukadderdir.
* Suriye’nin yaklaşık 400 kilometrekare toprağı İsrail’in işgaliyle gasp edilmiştir. Haydut devlet İsrail bu topraklar üstünde 10 askeri üs kurmuştur.
‘İsrail durdurulmalı, pişman edilmeli, bedel ödemelidir’
* İsrail bölgemizin ve dünya barışının bir numaralı istikrarsızlık mihrakıdır. ABD’nin adil, hakkaniyetli ve dengeli bir politikayla bölgesel barış ve huzura destek olması, İsrail’in arkasından çekilmesi artık bir adalet ve insanlık gereğidir.
* Bunlar oluyorken Birleşmiş Milletler acz içindedir. Bundan daha fazlası kuruluş amaç ve fonksiyonunu kaybettiği gibi Güvenlik Konseyi de sadece top çevirmekle meşguldür.
* Meselenin daha acıklı yanı ise Birleşmiş Milletler fiilen yok hükmündedir. Siyonizme ve emperyalizme mızraklık yapanlar küresel adalet ve vicdan karşısında hak ettiklerini bulacaklardır.
* İsrail durdurulmalıdır, İsrail pişman edilmelidir, İsrail bedel ödemelidir. Bunun ne şekilde olacağını, yol ve yöntemlerinin nasıl sağlanacağını Türk devlet aklı en etkili biçimde temin edecek kuvvet ve muktedirliğe haizdir.
‘Cumhurbaşkanımızın tarihi çıkışını gölgelemek isteyenler dış bağlantılı mankurtlardır’
* Tehlikelerin bu denli sivrildiği bir dönemde sayın cumhurbaşkanımızın Kızılcahamam Kampı’ndaki tarihi çıkışını gölgelemek isteyenler şayet cahil değilse bilinmesini isterim ki dış bağlantılı mankurtlardır. Mensubiyet onurumuzun adresi Türk milletidir.
* İslam ümmetine dahil olduğumuz bir başka tarihi ve itikadı gerçektir. Merhum düşünürümüz Ziya Gökalp’in dediği üzere “Türk milletindeniz, İslam ümmetindeniz”. Türk-Kürt ve Arapların varlık ve birliklerine sahip çıkmaları; Siyonist ve emperyalist komplo ve kumpasa direne direne zalim oyunları bozmaları Türk-İslam aleminin altın çağını, yeryüzü cennetini ihata ve ihya edecektir.
* Bundan gocunan asalakların ümmet kelimesini dillerine dolayıp eleştirmelerinin tarihsel, sosyolojik ve nesnel hiçbir temeli yoktur.
* Bu kapsamda milliyetçilik pozu verenlerin evvelemirde hangi milletin milliyetçisi, hangi değirmenin dönen çarkı, hangi fitnenin ileri karakolu olduklarını netleştirmelerinde fayda vardır.
MHP, ‘terörsüz Türkiye’yi anlatacak
* Terörsüz Türkiye sürecinin halkımıza anlatılması maksadıyla 81 ilimizi kapsayacak şekilde dokuz il merkezli toplantılarımız 9 Ağustos 2025 tarihinde Erzurum’dan başlayacaktır.
* ‘Terörsüz Türkiye için Milli Birlik ve Dayanışma Buluşmaları-Asırlık Birlik, Sonsuz Kardeşlik’ temasıyla vatanımızın tamamını müşfik ve kucaklayıcı bir siyaset üslubuyla dolaşıp düşüncelerimizi anlatacağız. Bugünkü MYK-MDK ortak toplantısındaki diğer bir gündem konusu da bu olacaktır. TBMM’de kurulması gündemde olan komisyona her türlü desteğimizi vereceğiz.
* LGS’yi bile haksız yere siyasi istismar konusu haline getiren, evlatlarımızın hayalleriyle oynayan muhalefetin kazdığı dipsiz kuyulara nasıl düştüğünü sırasıyla ve mutlaka göreceğiz. “Türk milletinden ödün veriliyor” diyenlere, Türk milletinin destanını yeni yüzyılda da okumaya devam edeceğiz.
* Türk’süz Cumhuriyet diyenlere Türklüğün bekası, bin yıllık kardeşliğin yılmaz savunucusu olduğumuzu kararlılıkla göstermeyi sürdüreceğiz. Unutulmasın ki; Milliyetçi Hareket Partisi’nin çizgisi nettir, ilkeleri berraktır, ülküsü büyüktür, ahlaki ve siyasi müktesebatı çelik gibidir ve bunlar değişmemiştir.
* Türk-Kürt kardeşliği üstünde kumar oynayan kim olursa olsun alayının karşısında da sonuna kadar dimdik duracağız ve hesaplarını elhak bozacağız.
Ne olmuştu?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan ve DEM Parti heyetinin İmralı Cezaevi’ne ziyaretleriyle ivmelenen süreçte Öcalan, 27 Şubat’ta PKK ve tüm bağlı gruplara ‘silah bırakma’ çağrısı yaptı. Öcalan çağrıda PKK’dan fesih kararı için kongreyi toplamasını istedi: “Devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmeli.”
PKK, ilk olarak 1 Nisan’da Öcalan’ın çağrısına uyarak ateşkes ilan ettiğini duyurdu.
Bahçeli, 20 Mart’ta PKK’ya kongresini 4 Mayıs’ta Muş’un Malazgirt ilçesine toplamayı teklif etti. Ardından medyada PKK kongresi için farklı yer ve tarihler ortaya atıldı.
Pervin Buldan ve müteveffa Sırrı Süreyya Önder’den oluşan İmralı heyeti 10 Nisan’da Erdoğan’la Saray’da görüştü, Önder görüşmeden sonra “Çok daha umutluyuz” dedi.
Heyet, 24 Nisan’da da Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’la görüştü. DEM Parti Grup Başkan Vekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’e göre ‘görüşmenin en önemli başlığı Öcalan’ın çalışma koşulları‘ydı. Koçyiğit bu konuda ‘bazı gelişmelerin olacağını’ belirtti.
28 Nisan’da açıklama yapan PKK, ‘çağrıda belirtilenlerin yapılabilmesi için kendilerine somut bir şey ulaşmadığını’ öne sürdü.
PKK, 9 Mayıs’ta kongresini topladığını, ‘tarihi kararlar’ alındığını ve bunun kısa sürede kamuoyuyla paylaşılacağını duyurdu.
Örgüt, 12 Mayıs’ta da silah bırakma ve fesih kararı aldığını açıkladı.
Öcalan, 9 Temmuz’da da videolu çağrı yaptı ve şunu dedi:
“Varılan aşama yeni adımlarla pratiğe geçmeyi gerekli kılmaktadır. Bu aşamanın ve gerekli adımların da tarihi nitelikte olduğunun önemle belirtilmesi, anlaşılması ve gereklerine bağlı kalınması, yol alınması açısından kaçınılmazdır.
Varlık inkarına dayalı ve ayrı devlet amaçlı PKK hareketi ve dayandığı ulusal kurtuluş savaş stratejisine son verilmiştir. Varlık tanınmış, dolayısıyla ana amaç gerçekleşmiştir.
Sürecin geneli olarak silahların gönüllüce bırakılması ve TBMM’de yetkili ve kanunla kurulması düşünülen kapsamlı komisyon çalışması önemlidir.”
PKK da 11 Temmuz’da silah bırakma sürecini Irak’ın Süleymaniye kentinde başlattı. Örgütün yöneticisi Bese Hozat dahil 30 PKK’lının katıldığı törende silahlar yakıldı.