İşsizliği aslında bir buzdağına benzetebiliriz. Bunun görünen (açık, manşet) kısmı var bir de ilk anda görünmeyen kısımlar var. Önce görünen kısımdan (resmi, manşet işsizlik) başlayalım.
Resmi (manşet) işsizlik oranı şöyle hesaplanır: Son dört hafta içinde iş arayıp bulamayan kişi sayısı, işgücüne (çalışanlar + iş arayanlar) bölünür. Kritik nokta şu: İş aramaktan tamamen vazgeçen biri artık “işsiz” olarak sayılmaz çünkü işgücünden çıkmış olur. Öte yandan, son dört hafta içinde değil de daha önce iş aramışsanız, yine işgücünden çıkmış sayılırsınız.
Bunu eğitimden bir benzetmeyle anlatayım: Bir sınava girenlerin başarı oranını ölçtüğünüzü düşünün. Sınava hiç girmeyenler bu hesaba dahil edilmez. Sınava girmeyen ve sınavdan cayan öğrenci sayısı arttıkça, sınava girenler arasındaki başarı oranı yükselebilir. Ancak bu durum sınıfın gerçekten daha başarılı hâle geldiği anlamına gelmez.