Aziz Çelik: Emekliler için gereken kaynak GSYH'nin ve bütçenin içinde mevcuttur

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

2026 yılının 6 aylık bütçe uygulama sonuçları açıklandı. Bütçe, kuru bir muhasebe defteri değil, bir ülkede kimin öncelikli, kimin ikinci sınıf olduğunu parasal olarak ilan eden siyasal bir belgedir.

AKP hükümetinin 2026’nın ilk altı ayına ait merkezi yönetim bütçe harcamaları, bu gerçeği bir kez daha açık biçimde gösteriyor.

En düşük emekli aylığı 23 bin 560 liraya, hatta 23 bin 600 liraya bile yuvarlanmadı ve milimetrik bir artışla yetinildi. En düşük emekli aylığındaki bu gaddarlığın bahanesi belli: Kaynak yok, ekonomik sıkıntı var, para yok!

Emekliye ‘kaynak yok’ denildiğinde sorulması gereken soru şudur: Kaynak kime var? 2026’nın ilk altı ayında faize ödenen 1,5 trilyon lira, sosyal güvenliğe ayrılanın iki katıdır.

Bu tablo, bütçenin bir bölüşüm aracı olduğunu gösteriyor. Kamu borcunun faizi, büyük finansal aktörlerden devlete bir gelir transferi değil, tam tersine devlet bütçesinden finansal servete (mali oligarşiye) doğru düzenli bir aktarımdır.

Bir tarafta getirisi büyük ölçüde enflasyona endeksli, yasal olarak güvenceli, gecikmesiz ödenen bir faiz alacağı, diğer tarafta ‘bütçe imkânları’ bahanesiyle her yıl yeniden pazarlık konusu yapılan ve eriyen bir sosyal hak var.

Üstelik emekli aylığı, harcanma eğilimi en yüksek gelir türlerinden biridir. Doğrudan ve neredeyse tamamen iç piyasada tüketime dönüşür. Faiz geliri ise ağırlıkla yeniden finansal varlıklara yönelir. Emekliye aktarılan bir liranın iç talep üzerindeki etkisi, faize aktarılan bir liranınkinden karşılaştırılamayacak kadar yüksektir. Yani emekli aylıklarının büyüme ve ekonomi üzerindeki etkisi belirgin bir biçimde pozitiftir.

Emekliler ve sosyal harcamalar için gereken kaynak GSYH’nin ve bütçenin içinde mevcuttur. Fakat bu kaynak başka bir yere (mali oligarşiye) akmaktadır.

Aziz Çelik’in yazısı