Lüks nedir sahi?
Halkından çekinmemek, sakınmamak ve halkını saklamamaktır. Titri, kıdemi ne olursa olsun insanların elini kolunu sallayarak sokakta gezebilmesi, koşabilmesi, bisiklete binebilmesidir. Şehirleri, misafir geldiğinde ortalıktaki ıvır zıvırın tekmelenerek içine tıkıldığı bir ardiye gibi, halkı da göz önünden kaldırılması gereken kirli, pespaye dağınıklık gibi görmemektir.
Lüks; birilerinin aç yatmadığını bilerek yemek, sokakta kalmadığını bilerek uyuyabilmektir. Lüks; sokakları maviliklere açılan koca şehirlerde halkın dilediğinde ücretsiz şekilde tertemiz bir denize girebilmesidir, sahillerin sahibi olabilmesidir.
Lüks, kent hafızasıdır, torununla çocukken gittiğin sinemada film izleyebilmek, çocukken oynadığın parka kendi çocuğunu götürebilmektir. Lüks, evladını kendi imkanlarının ötesinde yetiştirebilmek, yaşatabilmektir. Lüks, üç kuruş kazanmak için birileri önünde ceket iliklememek, suskunluğa mecbur bırakılmamak, hizmet vereceğim diye yerlere eğilmemektir. Lüks, bir şeylere merakın olması ve bunun peşinden gidebilmektir. Lüks, sağlıklı ve iyi beslenmek, bilimsel ve özgür üniversitelerde ücretsiz okuyabilmek, hastalandığında tedavi edileceğini bilmek, ilacını alabilmekten endişelenmemektir.
Lüks, birilerinin seni hayatta tutmak için politika geliştirdiğini bilmek, adalete ihtiyaç duyduğun anda ulaşabilmektir. Dini vecize diye varaklı yazılarla duvara asmak yerine, kıt kaynakların farkındalığıyla israftan gerçekten uzak durmaktır.
Lüks; şeffaflık, samimiyet, hakikat, şefkat, sevgi, barış ve huzurdur.
Bunlar evrensel değerler uyarınca insanlığın ihtiyaç haritasında en temelde yer alırken bizde lükstür.
Yıkılmış bir imparatorluğun kodlarıyla yapılan şov, yıkılmakta olan demokratik bir cumhuriyetin molozlarını saklamaya yetmiyor.
Dört yanı sarmış savaşlara karşı dünya halkları barış diye haykırırken liderlerinin eline hediye niyetine silah vermek hangi diplomatik adaba sığıyor?
Kendi halkının bile utandığı bir liderden alınan aferin ile övünen kalemşorlar görüyor bu gözler.
Filistin halkının yanında durmadığımız için tebrik edilmek nasıl içlerine siniyor?
Biz lüksü değil tam karşıtını izledik.
Övgüye değer tek lüks, kapıları NATO’ya ardına kadar açmak değil, tamamen kapatmak olurdu.
Böylece geçti bir zirve, geçmiş olsun hepimize, değersizliğimizi öyle bir vurdular ki yüzümüze, izi çıkmıyor.