Aydemir Güler: Doğrulara 'zamansız' diye kulp takmaktan vazgeçilmelidir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bu tablonun içinde ihanet var. Bu tablonun tepesinde Erdoğan rejiminin hukuksuzluğu var. Bu tablonun anlamı hukukun ilgası. Bu tabloda seçme ve seçilme hakkı yok. Bu tabloda siyasi parti denebilecek bir kurumsallık da kalmamakta…

Ancak bütün bunların devasını “gerçek CHP’lilikte” arayanlar var. Oysa bu arayış çoktan boşa düştü. Bu partinin, esir alındığı için hakkında olumsuz yargılarda bulunurken bile dayanışma duygusunu yitirmediğimiz Cumhurbaşkanı adayı CHP’li bile değil. İmamoğlu’nun adaylık olasılığı zayıfladıkça akla yeniden gelen Mansur Yavaş, hiç değil! 

Özgür Özel yönetiminin şimdilik izlediği rota Yargıtay’a, YSK’ya çıkıyor. Yani, deniyor ki, AKP’nin ve başta tarikatlar olmak üzere çeşit çeşit odağın cirit attığı yargıdan adalet umulsun!

Karşımızdaki büyük derdin kaynaklarıyla ilgilenmeyi ve köklü bir çözüm aramayı zamansız buluyorsanız, iki ucu değil dört bir yanı kirli değneklerle yola devam edersiniz. Dediğim gibi bir çıkış bile bulabilirsiniz. Ancak o bataklıkta emekçi yurttaş kendine yer bulamaz. Sorunların bu raddeye varmasının özü, anlamı ve sürecin maksadı zaten emekçi yurttaşların üstüne kocaman çizikler atılması değil midir?

Yukarıda dedik ya; yarımlara bakıp, bütünü gözetmenin bugün için imkânsız olduğunu söyleyenler, doğrunun “bu koşullarda mümkün olan kadarına” ulaşmış olmuyorlar.

Çıkış mümkündür, ama doğrulara “zamansız” diye kulp takmaktan vazgeçilmelidir. Bu yapılamazsa bataktan “koşullar izin verdiği kadar” çıkılmış olunmayacaktır. 

Aydemir Güler’in yazısı