Türkiye sağlığa ayırdığı pay bakımından Ekonomik ve Kalkınma İşbirliği Örgütü’ne (OECD) üye ülkeler arasında son sırada yer alıyor. Örgütün ‘Bir Bakışta Sağlık 2023’ raporuna göre üye ülkelerin toplam sağlık harcamasının gayri safi yurtiçi harcamasına (GSYH) oranı ortalama 9,2’yken Türkiye sondan üçüncü sırada.

Ankara Tabip Odası (ATO) Yönetim Kurulu bugün yaptığı yazılı açıklamayla, cepten harcamaların giderek arttığını söyledi:
“Yüksek enflasyon ve kriz ortamında ücretli çalışanlar her geçen gün daha fazla yoksullaşır, asgari ücret açlık ve yoksulluk sınırının altında kalırken nitelikli sağlık hizmetine erişim zorlaşıyor.
Tüm itirazlarımıza rağmen hükümetin uygulamakta ısrarcı olduğu ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’ nedeniyle özel sağlık sektörü holdingleşerek büyümeye devam ederken, çok sayıda hizmet kalemi ücretli hale geliyor. Yurttaşların cebinden daha fazla para çıkıyor.“
Bir çalışan neredeyse yılda bir maaşını sağlık hizmetlerine ayırdığını belirten oda, ülkenin ücretsiz, nitelikli, eşit sağlık hizmeti sunumu için gerekli kaynağa, insan gücüne ve birikime sahip olduğunu vurguladı.
Açıklamada uygulanan piyasacı sağlık modeli nedeniyle özel hastaneler daha çok kar ederken hekimler ve sağlık çalışanları emeğinin karşılığını alamadığı, halkın sağlığa daha fazla cepten harcama yapmak zorunda kaldığı söylendi.
Oda, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2023’e ilişkin sağlık harcamaları istatistiklerinin sağlıktaki eşitsiz ve ‘hormonlu büyümeyi’ gözler önüne serdiğini ifade etti.
Açıklamada, tablo sayılarla şöyle özetlendi:
* 2023’de cari sağlık harcaması yüzde 104 artarak 1 trilyon 134 milyar 894 milyon TL’ye yükseldi. Genel devlet sağlık harcaması yüzde 108,1 artarak 964 milyar 355 milyon TL, özel sektör sağlık harcaması ise yüzde 95,3’lük artış ile 279 milyar 883 milyon TL oldu.
* Sağlık harcamalarının, yıllara göre GSYH’ya oranı da düşüş eğiliminde. 2002’de kamu ve özel sağlık harcamaları toplamının GSYH’ya oranı yüzde 5.2 iken, 2022’de yüzde 4’e geriledi.
* Halk sağlığını gözeten akılcı ve bilimsel bir sistem için önceliğin birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerine verilmesi gerekirken, yıllardır en fazla kaynak ikinci ve üçüncü basamağa ayrılıyor.
* 2023’te yurttaşların sağlık hizmetlerini satın almak için başvurduğu kurumlar içinde ilk sırada (yüzde 52.5 ile) hastaneler yer aldı. 2025 bütçesinde de benzer anlayışın izleri görülebilir. Tedavi edici sağlık hizmetlerine ayrılan kaynak yüzde 72’yi bulurken, bunun sadece yüzde 28’i birinci basamak korucu sağlık hizmetlerine ayrıldı.
* Özel sağlık sektörünü hormonlu şekilde büyütmeyi hedefleyen sağlık modeli daha çok hastalanmaya, daha çok kurumlara başvurmaya, hizmetlerden yararlanmak için daha fazla cepten ödeme yapmaya odaklı.
* Hane halkları tarafından tedavi, ilaç gibi çeşitli amaçlarla yapılan cepten sağlık harcaması, 2022’de 112 milyar 18 milyon TL iken, 2023’te yüzde 97.2 artarak 220 milyar 914 milyon TL’ye ulaştı. Kişi başına sağlık harcaması 2022 yılında 7 bin 141 TL iken, 2023 yılında yüzde 104,2 artarak 14 bin 582 TL’ye yükseldi.

ATO aşağıdaki çözüm önerilerinde bulundu:
- Dünya Sağlık Örgütü tarafından da belirtildiği üzere sağlığa ayrılan kaynak, merkezi idari bütçe içerisinde en az yüzde 10’a çıkarılmalı.
- Sağlıkta finansman modeli genel vergilerle oluşan genel bütçe sistemi olmalıdır. Holdingleşmiş özel sağlık sektörüne tanınan her türlü kolaylaştırıcılık ve imtiyaz sistemi sona erdirilmelidir.
- Sağlıkta Dönüşüm Programına son verilmeli, kamu yararı ilkesi doğrultusunda hizmet sunumu ile finansman tek elde toplanmalı.
- Herkes için eşit, ulaşılabilir, nitelikli, ücretsiz sağlık hizmeti temel ilke alınarak, toplumsal eşitsizliği giderecek sosyal güvenlik ve sağlık politikaları oluşturulmalı.