Dua etmek bir yaratıcıya inanmasanız da işe yarıyor

Araştırmalar dua etmenin hasta üzerinde hiçbir etkisi olmadığını ortaya koyuyor; asıl etki dua eden kişide görülüyor.

Fotoğraf: Pixabay

Vox’tan Casper ter Kuile’nin yazısına göre Massachusetts General Hospital’da kardiyolog Herbert Benson, duanın etkisini incelemek için 1990’larda başlayıp on yıl süren kapsamlı bir araştırma yürüttü. 

Benson’un bulguları, bir hasta için dua etmenin iyileşme sürecine olumlu bir katkı sağlamadığını doğruladı. Fakat araştırmaya göre bu dua, dua eden kişi üstünde kayda değer bir etki bıraktı.

Psikanalistler Ann ve Barry Ulanov, duayı ‘birincil konuşma’ olarak tanımlıyor. Yani kendimiz hakkında bir gerçeği doğrudan dile getirdiğimiz temel bir ifade biçimi. Bir kişinin inançlı olup olmamasından bağımsız, bu tür bir dürüstlüğün psikolojik faydaları olduğu görülüyor.

Peki bir yaratıcıya inanmayan bir kişi dua etmekten nasıl yararlanabilir?

Bu pratiğin özü dürüstlük

Feminist pastör Alba Onofrio “Ezbere bildiğiniz bir şeyle başlayın” diyor. Bir şiir, sizi yatıştıran bir kitap alıntısı ya da stresli anlarda aklınıza gelen bir metin. Bunları yüksek sesle, tek başınıza söyleyin.

Covid-19 pandemisinden bu yana sosyal medyada kısa dualar paylaşan yazar Micah Bucey’e göreyse karşı tarafta bir dinleyicinin olması şart değil. 

Bucey her sabah uyguladığı basit bir rutini öneriyor: Önce sorunu adlandırmak, ardından kendiniz için ne yapabileceğinizi düşünmek, son olarak başkalarıyla birlikte neyi değiştirebileceğinize bakmak.

Araştırmacılara göre bu pratiğin özü dürüstlük. Hissettiğiniz öfkeyi, endişeyi, utancı, hüznü tanımak ve bunu yazıya dökmek ya da yüksek sesle söylemek. Dinleyen biri olsun ya da olmasın.

Dualı meyhane açılışı: ‘Provoke etmek için yapmadık’

Parayla dua okutan İman App kaldırıldı