Netflix Türkiye’nin ikinci yerli dizisi Atiye’nin, yapımcıların belirtiğinin aksine kendi kitabından uyarlandığını söyleyen yazar Buket Uzuner “İntihal o denli açık ki, edebiyata uzak birisi bile bunu görebilir” dedi.

Uzuner ‘Atiye’ dizisinin, ‘Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları’ dörtlemesinden 2015 yılında çıkan ‘Toprak‘ romanı karakterlerinden uyarlandığını öne sürerek intihal davası açtığını duyurdu.
Mahkeme başvuru dilekçesinde “Atiye adlı dizinin senaryosunun Buket Uzuner’e ait olan Toprak adlı romanından izinsiz ve sözleşmesiz inthal etmek suretiyle ve yazarın romanını işleyerek dizi senaryosu haline getirmeleri nedeniyle mali haklara tecavüzün tespiti ve muhtemel tecavüzün önlenmesi ve gereği manevi tazminat” ifadelerine yer verildi.

Yazar dava açmasıyla sonuçlanan süreci Diken’e şöyle anlattı: “Atiye dizisini çeken OG şirketinin prodüktörlerinden bir beyefendi, 2019 yılının başında, yani onlar tam Atiye’yi çekmeye başladıkları sırada bana dörtleme romanım ‘Defne Kaman’ın Maceraları’nı bir Netflix dizisi yapmak için yazılı olarak başvurdu. Prodüktörün geçmişi hakkında medyada olumlu bilgiler okuyunca ben de konuya olumlu yaklaştım ve bu haberi yayıncımla, ‘Su’, ‘Toprak’, ‘Hava’ ve ‘Ateş’ (henüz yazıyorum) romanlarının okur-severleriye de paylaştım.”
‘Boybaş’ın romanıyla ilgisi yok’
Aralık 2019’da ‘Atiye‘ dizisi yayınlanınca her şey değiştiğini söyleyen Uzuner şöyle devam etti: “Yayınlandığında Kıbrıs’ta bir çevreci- edebiyat konferansındaydım. Gece otele döndüğümde sosyal medya hesaplarıma yüzlerce mesaj geldiğini gördüm. Mesajlarda, ‘Atiye’ dizisinde Defne Kaman ve eczacı- şifacı anneannesi Umay Nine karakterlerine büyük benzerlik olduğu belirtilerek senaryoyu benim mi yazdığım soruluyordu. Yani ben diziyi izlemeden okurlar büyük tepki verdi. Bu skandaldan sonra ben diziyi ve ona esin kaynağı olduğu söylenen Şengül Boybaş’ın romanını okudum. Karakterlerin o romanla ilgisi yoktu.
Daha sonra ‘Tabiat Dörtlemesi’ adlı 12 yıldır yazdığım ‘Defne Kaman’ın Maceraları‘ dizisinin mitoloji konusundaki danışmanı bir profesör arayıp aynı soruyu sordu. Oysa ben de onlar gibi Atiye’den bihaberdim.”
Diziyi birkaç kez izlediğini belirten Uzuner “Sadece ben değil, bilirkişi, romanlarıma danışmanlık, editörlük yapan uzmanlar izledi. Şengül hanımın romanını okuduk. Zaten dava dilekçemizde uzmanların karşılaştırmalı raporları var. İntihal o denli açık ki, edebiyata uzak birisi bile bunu görebilir” dedi.
‘Geriye dizi kalmıyor’
Ana karakterlerin bir romanda veya senaryodaki önemine dikkat çeken Uzuner şunları söyledi: “Edebiyatçılar ve senaristler çok iyi bilir, bir roman ve senaryonun omurgası onun ana karakterleridir ve olayların akışı yoğunluklu olarak ana karakterlerin belirlediği bir yolda gelişir. Evin temeli gibidir asıl kahramanlar. İnce Memed karakteri yerine Kuyucaklı Yusuf veya Anna Karanina yerine Aysel’i koyduğunuzda o eser değişir. ‘Defne Kaman’ın Maceraları’ Toprak romanının ana karakterleri üzerine farklı adla kurulduğu için ‘Atiye‘ dizisi, ‘Su‘, ‘Hava‘ ve aynı serinin yazmakta olduğu ‘Ateş’ adlı eserlerine karşı da bir fikrî hak ihlalidir.
Atiye dizi senaryosundan bir yazarın sevilen okullarda okutulan, tezler yazılan romanlarından izinsiz ve habersiz alınan (arkeolog, anne, kız kardeş gibi) ana ve yan karakterler (bunların adları değiştirilmiş) olayın örgüsü ve gidişatı çıkarıldığında geriye ‘Atiye’ diye bir dizi kalmamaktadır”.
Durumun okurların da dikkatini çektini belirten Uzuner “Yapımcılar kamuoyunu yanıltamamışlar ki okurlar bu dizinin ‘Toprak’ romanı ve dörtlemenin karakterleri ve konusunun değiştirilerek işlenmesi olduğunu farkına vardı ve bunu sosyal medyada dile getirdi” dedi.
Netflix’ten yorum yok
Uzuner davanın Türkiye’de yaygın bir durum olduğunu belirttiği edebi intihaller konusunda bir örnek teşkil edeceğini ve bu sayede fikir hırsızlığının zorlaşacağını umduğunu söyledi.
Uzuner ayrıca yazarlara ve yazar derneklerine destek çağrısında bulundu.
Resmi sitesinde ve dizinin jeneriğinde ‘Atiye‘nin Şengül Boybaş’ın romanından uyarladığını belirten Neflix Türkiye ise konuyla ilgili yorum yapmamayı tercih etti.
‘Alt dünya’ söylenceleri
Uzuner’in ‘Toprak’ romanını tanıtım bülteninde şöyle anlatılıyor: Çorum’da Hitit dönemine ait büyük bir tarihi eser hırsızlığını araştıran gazeteci Defne Kaman ortadan kaybolur. Gazeteci kadının en son görüldüğü antik Hitit kalıntısı Yazılıkaya’da ortaya çıkan geyiğin nöbet tutması, bir efsane gibi Çorum’da kulaktan kulağa yayılmaya başlar.
Olayın büyümesi üzerine, Defne Kaman’ı canlı bulmak için şehrin valisi, emniyet müdürü ve Türkiye’nin ilk eko-hacktivisti olduğunu iddia eden Karaca canla başla çalışmaya başlar. Bu sırada sosyal medyada #DEFNEKAMANNEREDE etiketiyle birleşen gençler eylem yapmak için Çorum’a yola çıkarlar.
Toprak, okuru bir yandan kayıp bir gazetecinin izinde Anadolu’da, sürükleyici bir maceraya davet ederken, kadim Kamanlık (Şaman) geleneğimizin toprak etiği ve hakkına saygı gösterdiğini hatırlamamız için psiko-mitolojik bellek arayışını da sürdürüyor.
Türk mitolojisinde temsil edildiği ‘alt dünya’ söylenceleri ve gezegenimizin ana rahmi; tohumdan-insana bütün canların yuvası olan toprak, bu romanda okura ekolojik bir alt metin okuması da sunuyor.